0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
70
Okunma
NEYİM BEN
Neyim ben?
Duvardaki çerçeve miyim,
Yolun ortasında duran bir gölet mi?
Bahçedeki ot muyum,
Ne suyum, ne buyum…
Yeryüzünde yürüyen bir karınca mıyım?
Cansız bir can,
Ruhsuz bir beden miyim?
Aynadaki ben miyim — yoksa sadece yansıma mı?
Neyim ben?
Öksüz bir köle miyim,
Dağ başında unutulmuş bir inek mi?
Çatlamış bir duvar mıyım,
Yol kenarına atılmış bir çöp mü?
Tabaksız bir yemek miyim,
Huzursuz bir evde
Dolaşan bir maske mi?
Neyim ben?
Bahtsız bir yolcu muyum
Yolsuz bir yol mu?
Ama sonra…
Güneş, güne selam verdi.
Gün, güneşi gördü.
Ve gün,
Gününü dolu dolu yaşamaya karar verdi.
Aydınlığı güneşten aldı,
Yolcu, yolculuğunu öğrendi.
Hem sevindi,
Hem yeşerdi.
Gün içinde
Kendine iyi bir dost buldu,
Adını da “İç Dünyam” koydu.
Ona iyi bakmayı,
Ona inanmaya başlamayı öğrendi.
Ve sonunda…
Gün yüzüne çıkmayı başardı.
Yolcu muyum ben?
Yoksa gözlemleyen bir bilinç mi?
Kararını verdi:
Gün, güneşi selamladı.
İç dünyası aydınlandı.
Yeryüzünü,
Gün yüzünü,
Otu, böceği, taşı, toprağı selamladı.
Ve kendine,
İçerden bir selam yoladı.
— Mahsum Durmuş