3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1289
Okunma

Sıladan ayrılıp, düşünce yola,
Ardımızdan su, dualar dökülür.
Yalan gerçek var, sonlar hayır ola,
Kısa ömür, kabre doğru bükülür.
Gurbet sancısından, yıkılır duvar,
İçin burkulur, gözler buğulanır.
Ayrılık zamanı, hesaplaşma var,
Titrer dudak, son dua mırıldanır.
Sisleri yırtar, gerçekleri ömrün,
Yollara yatmış, geçmiş sıralanır.
Gurbette dost arar, biçare gönlün,
Viyadükler de sevgi, ıssız kalır.
Giden araba, köşe ışıkları,
Sır avuntu, umutlara açılan.
Ve bazen coşan, pişman duyguları,
Kan örter, yürek ağladığı zaman.
Tünelde saklı, ölümün kucağı,
Mezarı var, loş ışık caddenin.
Dualarla süsle, köşe bucağı,
Kucaklamasına bak! Seccadenin...
Ümit var olursan, dertlerde biter,
Firavunu olsa da, her Musa’nın.
Yüzümüz olmasa da, “O” af eder,
Süzülsün yaş, şakağından duanın…
Gurbetteyiz, gaflet sarar bilmeyiz,
Kanaat yok, yüksekte hevesimiz.
Bir damlacık kan pıhtısındanız biz,
Had bilmez, kibirle çıkar sesimiz.
İster avam, ister elit tabaka,
Son binit, dört köşeli bir sanduka.
Dönüş O’na, her şey aslına rücu,
Toprak açmış karnı, bozar orucu.
Gözler seyreder, yol uzanır gider,
Ova, dere çöl, sis bulutu dağlar.
Çaktırmadan! Ağını örer kader,
Son durağa vardın, dualar ağlar..
Zor bırakmak, yalancı saltanatı,
Darda dualar, gönüller sızlatır.
Şerefle bitirmek, güzel hayatı,
Yolculuklar, ölümü hatırlatır…
Oca.05/Kampüs