5
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
318
Okunma
Nasıl da silindi
adımların bıraktığı el izleri
bir boşluk kıyısında
içimize gömdüğümüz o ağırlık,
bizi herkesten ayıran
o görünmeyen mesafe…
Nasıl da çözüldü
göğsümüzde büyüyen
karanlık tomurcuk,
ne sevinç, ne haz
yalnızca eksilmeyle
bizi bu dünyaya bağlayan
zamanın eğik nabzı
Şimdi soluk bir hayal gibi
geçmişin kırılmış aynasında
kendine bakan o zaman,
çoktan giyinmiş başka bir yüzle
çıplak kalmış özünü savuruyor
uçurumun dudaklarına.
Alevin ne’liğiyle konuşuyor
gövdesine ihanet eden arzular
rüzgârla yer değiştiren
bir gölgenin peşinde,
kendimize bir daha
dönemeyecek kadar uzağız artık.
Şimdi
nükte bırakmayan bir akış gibi,
düşlerin kabuğuna sızıyor gece,
bir ağırlık iniyor hâlin en soluk yerine,
ne kalan bellidir, ne gidenin yönü
5.0
100% (8)