2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
98
Okunma

Doktor daydım...
Kapının kolunu çevirdiğimde,
bir Doktor uzandı önümde,
soluk ve sessiz.
Her adım, geçmişin yankısıydı,
geleceğe dair bir nefes.
Bekleme salonunda, hayatlar asılı kalmış,
her gözde aynı soru, aynı arayış.
Sıram gelince, içeri süzüldüm;
beyaz önlük ve ciddi bir çehre...
Nabzım hızlandı,
sanki bir kuş kanat çirpti içimde,
konuşulmayan kelimelerin ağırlığıyla.
Tüm tahliller, tüm sonuçlar
önündeydi.
Bir hayatın
şifresi çözülmüş gibi.
Gözlerimin içine baktı uzun uzun,
sanki ruhumu okudu en derinden.
Ve o sözcükler döküldü
dudaklarından,
sert ama gerçek,
keskin ama berrak:
"Aşk hastası olmuşsun sen."
Sanki bir yük kalktı omuzlarımdan,
adı konulmuştu,
anlaşılmiştı derdim.
Kimi delilik der,
kimi heves,
kimi geçici bir heyazan...
Ama ben bilirim ki,
o bir damga:
Ruhun en derininde açan bir yara.
Kapanmaz kolay kolay,
her nefeste daha dernleşen bir
hasret bu...
Şifası ne olaki bu derdin?
Bir iksir, bir hap, bir formül mü?
Sen bilime sarilirsin doktor,
ben ise kalbimin atlasına...
Bu hastalık;
ne neşterle geçer,
ne ilaçla.
Şifası mı?
O gözlerdeki ışıltiyi yeniden
bulmakta.
Dünyanın telaşından sıyrılıp,
bir an bile olsa,
o yüreğe dakunmakta.
Her şiirde yeniden doğmak,
her mısrada, o yangını yeniden
yakmakta.
Yokuş yukaRı koşar gibi
sevmekte;
nefes nefese kalsada,
durmadan istemekte...
Karanlıkta parlayan bir yıldız gibi,
umutla, inatla, aşkla yanıp sönmekte.
Bu hastalığın tek ilâcı:
Daha çok aşktır.
Ta ki, ruh huzur bulana dek.
Sadece onda...
Hasan Belek
11 07 2024
Altınkum..
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.