2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
355
Okunma

MADIMAK
Bu harp;
Doksan üç harbi değil.
Bu; aydınlığın karanlığa,
bilgenin cehalete,
insanın kendi utancına karşı verdiği savaştır.
Yıl: 1993.
Gün: 2 Temmuz.
Sormak istiyorum;
Hatırlamak gerçekten bu kadar mı zor?
Her Temmuz geldiğinde,
takvimin yapraklarından önce,
içimin en derin yerine bir sızı düşer.
Hasat mevsimidir.
Toprak,
altın başaklar taşır;
Siyezi var,
çavdarı var.
Her başak,
emeğin önünde saygıyla eğilir.
Ama bilinir ki;
Harman vakti geldiğinde,
içi dolu olan tane kalır,
içi boş olan rüzgârlarda savrulur.
Gerçek budur.
Buğday bulgur olur,
un olur,
hamur olur,
teknelerde yoğrulur,
ateşlere sürülür,
insana ekmek olur.
Ya nankör olan insan?
Sivas’ta bağ bozumu değil,
vicdan bozumu yaşanır.
Tekbirin kutsallığını nefrete perde edenler,
Şeytanın ateşini insan suretinde taşır.
Bir otel yakılmadı yalnızca.
Kitaplar yakıldı,
türküler yakıldı,
şiirler yakıldı,
düşünce yakıldı,
insanlık yakıldı.
O gün,
cehennemden sıçrayan kıvılcım
Cennete düştü.
Ve o günden beri
Her 2 Temmuz’da;
Madımak yalnızca anılmaz.
Madımak yeniden yanar.
Küllerinden yükselen duman,
bize tek bir gerçeği haykırır;
Karanlık,
bağnazlık,
cehalet
ateşle değil;
Suskunlukta büyür.
Unutanlar,
yakılanların değil;
Kendi vicdanlarının korunda yaşarlar.
Çünkü Madımak,
bir otelden ibaret değildi.
Madımak,
insanlığın vicdanına sıçramış,
sönmeyen bir ateştir.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.