3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma

Gölge Vakti..
Sen gittin, ardında bıraktığın boşluk değil sadece,
zamanın durduğu, seslerin sustuğu bir mabed kaldı.
Duvarlarda asılı gölgenle konuşuyorum hâlâ,
yokluğunun yankısı, en sadık sırdaşım sandı.
Bir zamanlar hayat dolu olan bu ev, şimdi bir mezar taşı,
her köşesi sensizliğin ayazıyla buz tutmuş sanki.
Penceremden sızan ışık bile çekingen ve yavaş,
güneş küsmüş bu şehre, unutmuş sabahı sanki.
Kalbim, eski bir saat gibi, tekliyor durmadan,
anıların ağırlığı altında eziliyor tik takları.
Unutmaya çalıştıkça daha derine kazınan adın,
ruhumda açılan, kapanması imkansız bir yara kanı.
Sandıklara kilitledim gülüşlerini, bakışlarını,
tozlanmış birer hayal oldular rafta, kimsesiz.
Ama bazen bir şarkı çalıyor radyoda, ansızın,
o kilitler kırılıyor, gözyaşlarım akıyor sessiz.
Kimi sevda vardır, filizlenir aydınlıkta, yeşerir,
kimi sevda vardır, kendi küllerinde boğulur, biter.
Bizimki sonbahardı, yapraklarını döken, hep hazin,
rüzgarında savrulan umutlardı, birer birer.
Ne olur, geri dönme, bu harabeye ayak basma bir daha,
burada ne yeşerecek bir dal, ne tutunacak bir el kaldı.
Bırak beni kendi gölgemle, kendi yalnızlığımla,
bu aşkın enkazında, bana senden sadece bu melal kaldı.
Suskunluğum en büyük çığlığımdır, duyulmayan,
Anlamazsın, çünkü sen fırtınaydın, ben liman.
Şimdi o liman metruk, o fırtına çok uzaklarda,
geriye kalan, ruhumu kemiren dipsiz bir güman.
Unut beni, solgun bir fotoğraf gibi anılarda,
zamanın acımasız silgisiyle silinip gideyim.
Çünkü bazı aşklar, kalbi yaşatmaz, öldürür aslında,
ve ben, o ölü kalple yaşamaya mahkum edildim...
Hasan Belek
21 04 25
Akçay
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.