5
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
312
Okunma
KONUŞAN YÜZ
Neden suskundur dilin, neden kırık ellerin
Öyle bir çığlık ki bu gökyüzü kadar derin
Savurup sonsuzluğa, bıçkın suskularını
Çelik kapılarını kırıyor, yüreklerin
Hüzünün boyanırken denizlerin rengine
Sıra dağlar dizilir, gönlündeki engine
Göklerin kıyısında kayan yıldız senin mi
Bak, hilal kuşanıyor, karanlığın cengine
Susku ve söz savaşı yaşayan öksüzlerin
Halini andırıyor, yılgın bakan gözlerin
Bir şafak arifesi kadar meçhuldur yüzün
Yüzünde aksı yansır, dile gelmez sözlerin
Anlamadım, yüzüne baksam da aval aval
Bir aşkın çıkmazı mı, söyle bana, ne bu hâl
Duygular çerçöp gibi yakılmıyor ateşte
Koruyan bir ot gibi olmuyor ki izmihlal
Hangi aymaz hayalin tutuyorsun yasını
Geri dönmek olur mu, çalmadan kapısını
Belki orda ki derdin; derdi, derdinden baskın
Görmeden bilemezsin, gailenin hassını
Sorgulama mizani; sana ne, deme sakın
Sende devası yoksa sormaya da yok hakkın
Acılar sofra olsa kimse kasık çalmazdı
Bilirim de yine de soruyorum bihakkın
Bihakkın : hakkıyla. Hak ile. Hak üzere
Şairler bazen susarak daha çok şey anlatır.
Sanırım şairlik böyle bir şeydir. Hiç bir şey söylemeden çok şey anlatmak
Not : "uzaktan sev" hanımefendi bir şiir paylaştı, ama bir tek sözcuk bile yoktu.
Ben okumaya calışırken, yazılmamış satırlarda şunu okudum.
Herkesin bir hayat hikayesi ve yazacak bir şiiri vardır
İşte bu şiir herkesin şiiridir, diyordu.
Ben de o sözsüz şiire mülhem bir dörtlük nazire yazdım.
Naziremi gönderdiğimde şiirini kaldırmıştı. Neden kaldırdığını anlamadım. Oysa ki, şiir bir tek nokta olsa bile bir mesaj barındırır diye düşünürüm
Ve bu nazire dörtlük, bu şiire dönüştü.
Bana ilham verdiği için kendilerine teşekkür ederim
Şiirim, hanım efendiye bir mesaj değil ve kendilerini anlatmıyor. Yanlış anlaşılmak istemem
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.