0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
228
Okunma
Hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyorum artık
Bir zamanlar ne uzak görünürdü bana, kınadığım
Bu elleri ceplerinde insanlar kara, kara ne düşünür derdim
Niye bu kadar gamlı anlatılırdı bir başına olmak
Kaçıklığın ihtimaline neydi insanlığın garezi
Kimi kimden sakınıyorduk
Niye sokakta herkesin yüzü asıktı
Neye dayanarak yüz yıl yaşamalıydı o yılan
Bu hengamede kaybolacağını anlamak için dirsek mi çürütmeli illa
Çirkefin kaç yüzüne, kaç yıl direnmeli
Anne mi olmalı merhameti iliklerinde duymak için
Niye, neden diye sormalı mı hep
Yoksa en küçük zaman biriminden art arda silleler yemekte olan kısa hayatı kendi haline mi bırakmalı
Şaşırıyorum çiçeklerin anlatıldığı kadar güzel kokmadığına
Şaşırıyorum bahar bekleyen kışın bu kadar uzun sürmesine
Şaşırıyorum al ve parlak elmaların kurt yuvası olmasına
İnanmıyorum hilesizliğe ve dahi masumluğa
Yuhalamıyorum beşinci günde
soygun parasıyla
demlenen adamı
Tahta sıralardaki imtihanlara benzemiyor içinde bulunduğum
Anlıyorum bazı şeyleri artık
Çivi çakar gibi çakıyorlar enseme, görmezden geldiğim sıradanlıkları
Ne gariptir; genç hayallerini sayfalara sığdıramayacak olan, mütevazi bir yaşam ve ecelin ‘doğal sebeplisine’ talip olan ben
çekiniyorum yarın için kendime bir niyet edinmeye
5.0
100% (1)