3
Yorum
34
Beğeni
0,0
Puan
421
Okunma

yüzünün
kırgın coğrafyasının
süzgün kanatlarında uçarı kuşlar
gözlerinin soğuğundan ayazlar
üfürüyor ellerime
fotoğraflar
zaten ne anlatabilir ki ziyan olmuşluklardan başka
sanırım aramızda ki yollar yoruldular
kelebekler öldüler
karanfiller
kurudu
öyle
bir devrandayız ki
bağırsan çağırsan haykırsan da ne fayda
kuyularda kilitlidir sesin işitilmez duyulmaz
oysa bir oyun gibi sevmiştik birbirimizi
ne aşk vardı aklımızda
ne de ayrılık
nerden bilebilirdik ki
gözyaşı tuzunun tadını hıçkırığın çaresizliğini
kuşlarla kanat çırpar ayvalarla çiçek açardık
mutluluk gezegeninin iki çalı bülbülüydük
masallarla uyurduk her gece ay ışığında
toprağın üstünde açan yediverenlerdik
göklere yıldızlara el sallayarak
göz kırparak
fotoğrafların dili yok ki sevgili
duygularını hislerini anlatamaz
açığa vermez hiç
sırlarını
sararmış renk libaslarının içinde öylece
dondurulmuş kuru bir yaprak gibi
oturur köhnelmiş zamanın içinde
gözümün önünde
yıllar geçtikçe daha da yoksunlaşır
daha da yoksullaşır silinip buharlaşır
bir kağıt parçasının sadeliğinde
dirençsizliğinde zihnimizin
uyur yiter
gider
fotoğraf dediğin nedir ki sevgili
sanrılı bir hileden hurdadan yalandan
geçmişin içine tutuklu unutulmaya
mahkum bir hayalden başka
bir hayal- işte
yılların
ayların günlerin bile hiç hatırlamayacağı
ağlamaların üzülmelerin yırtınmaların
hepsi boşa hep boşa
mevsimler gibi geçiciydi aşk
çöl ayazlarına tutuldu kervankıran yıldızların
ölümlü türkülerinde ince sızıydı
yaktı gitti gönüllerimizi
yaktı gitti gönülleri
off!!!
...........
ayşe uçar
23072024
16:54