Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür. s. carnot
redfer
redfer

geceydi maalesef

Yorum

geceydi maalesef

6

Yorum

27

Beğeni

0,0

Puan

735

Okunma

geceydi maalesef



aylardan mayıs …

dışarısı soğuk
insanın kanını donduruyor
iliklerine varıncaya kadar
hareketsiz bırakıyordu belki de

kafasının içinden geçen kurguların vahameti
dizlerinin bağını çözüyordu
elini kolunu nereye koyacağını bilemez halde
koltuğun üzerinde istemsizce
sallanıyordu öne arkaya
dışarı çıkıp sokak sokak onu aramayı düşünürken
telefonun zil sesi

alo…

korkunun hakim olduğu bir tonla
dinlerken karşıdaki sesi
değişiyordu yüzünün rengi
biraz daha morarıyordu dudakları
her saniyesinde

masanın üzerinde duran sürahi
bardak, vazo
devirerek ne varsa
bir şeyler yazdı
ufak bir kağıda

alelacele…

üzerine geçirdi paltosunu
sokağa çıktı koşar adımlarla
dolu geçiyordu el kaldırdığı tüm taksiler
akıyordu zaman
düşman bir el tarafından
saatin kurma kolu hızla çevriliyor gibiydi
bir taksi
durdu nihayetinde

çok şükür…

vardıklarında adrese
inerken aceleyle
şoför …
ücreti ödemedin
pardon…
parayı uzattı
üstünü beklemeden
hızlı adımlarla ilerledi

ışıkları yanmayan birçok binanın olduğu
fazlaca yorgun
fazlaca eski görünen dar bir sokağın içindeydi
zifiri karanlığa secde edermişçesine
eğilmiş sokak kaldırımlarında
ellerini ceplerine atmış
zifiri karanlığın buz tesiriyle birlikte üşüyordu
titremek ile titrememek arasında

kapı önlerinde iki üç kişi
çevirmişti sorgulu bakışlarını
korkunun eylemsizleştiği bir hali yaşıyordu
zift kokan köşe başlarında
pusu kurmuş simsarlar gibiydi
gördüğü bu garip insanlardan ona yansıyanlar

çıkışı görünmeyen
baygın kokan kaldırımların kenarlarında
gözlerinin aklarına zehir akıtılmış
kan çanağı bakışlar kendisine odaklanmıştı
onlardan uzaklaştırmaya çalıştı dikkatini

yan tarafta…

karton kutuların üzerinde
sanki mehtabı seyre dalmış
gün doğumuyla uyanacak
külçeden naaşların
soğuk taşlar üzerinde yattığını gördü

irkildi…

başka bir alemin
bizden olmayan türleriyle karşılaşmış gibiydi
ölüme tahsis edilmiş meskenlerde
biraz ölüp
biraz yaşayanların boyutuydu burası

hızla…

ikinci kat ziline bastı apartmanın
açıldı kapı
tanıdık biriydi
yüzü kireç gibiydi
korkudan büyümüştü gözleri
titriyordu

gece bu
ardında soğuk
uluyordu karanlığa
huyudur sokulur insanların damarına
kan kadar koyudur ışığı

gidelim buradan…

arka arkaya tekrar edildi cümleler
beraber miydiniz
kızım nerede

loş ışıkların ağırlığının çöktüğü
en az elli yıllık eski binanın içindeki baygın koku
insanın genzini yakacak kadar keskindi
eşyalar kırık döküktü
evin ruhuna sinen köhnelik
canlılığı vakum gibi içine çekerek yok ediyordu
açık pencereden sızan kömür kokusu
sanki zehir solutuyordu içeridekilere

salondaydı…

kızı boş bir çuval gibi
kirli, soğuk taşların üzerinde
amaçsızca yatıyordu
içini parçalayacak güçteki haykırışını
zorlukla tuttu
aceleyle elini burnuna götürüp soluğunu yokladı

bilmediği bir duygu
dolaşıyordu içinde
acımsı ve buruk histi kalbindeki
şahit olduğu o vurgun anına
zihnini sabitlemiş gibi
ara vermeden tekrarlıyordu
bağlantısız ve anlamsız sözcüklerini

polisi ara…

on dakika sonra
telsizlere düştü anons sesleri
gördüğü hiçbir gerçek
bu kadar
içine ürperti vermemişti
üşüme ve yalnızlık hissini derinleştirmemişti
hayat üzerinde birileri
el altından voltalar atıyor
yeni şıvgın vermiş dalları buduyordu acımadan
hatta hiç düşünmeden

oysa ne kadar mücadele etmişti
bu gerçekle yüzleşmemek için
kaç gün
kaç gece
aklını esir alan vehimlerle boğuşmuş
sağır duvarlara anlatmıştı adeta
zihnine düşenleri

uyku

gözünde bir hasret gibi yanıyor
göz kapakları acele ediyordu kapanmak için
baş başa kalmıştı karanlıkla
bir yolunu bulup sızan dolunayın
yarım yamalak ışığı
biraz aydınlık veriyordu odaya

bir taksiyle…

ambulansta giden kızını takip ediyordu
gecenin en ürkünç
en gaddar tarafıyla yüzleşiyordu
onun bugüne kadar tanıdığı gece
düşlerin demlenip yudum yudum içildiği
arınmaya kapı aralayan zamanlardı oysa

hep böyle yaşamış
böyle hasbihal etmişti geceyle
bu saatlerde
bildiği en güzel tat
yastıktan kalkan başların
secdeye konularak alınlarına düşen izlerin
ruhuna kattıklarıydı

gündüzün şerri gecenin hayrından evladır
gün battı mı
hanelerinizde olun evlat…

bu telkinlerle büyümüş
kızını büyütürken kendi öğrendiği cümlelerden
ona nasihatler etmişti sıklıkla
bu gece
bedenine oturmuştu karabasan gibi
akıp giden yolda
simasına düşen ışıltılardan
birbirleriyle kaynaşan ışık huzmelerinden
bir peçe çekmişti yüzüne

ilk defa…

hüzün dökülüyordu gözlerinden
gündüzün örttüğü her şeyi gece sobeliyor
bu tanıklığın derin ıstırabını yaşıyordu belki de
bu saatlerde

derinlere yol almaya başlamıştı
gün içinde yaşadıklarını hatırladı
uyku düşmüştü gözlerine
son haddine kadar zorluyordu
def ediyor
yine geliyordu

hastane…

kızıyla beraber
aynı kaderin şerbetini içen diğer kurbanla birlikte
daha on sekizli yaşlarda
kanlarına zerk edilen zehrin etkisindeyken
bugün bütün kapılar kapanıyordu yüzüne
beklemenin bitmeyen nöbetini
tutmak düşmüştü onun hissesine

iyi biliyordu bu soğuk koridorları
eşini kaybettiği zamanlardan
soluğu kesiliyor
aklına hücum eden ihtimallerle
baş etmekte zorlanıyordu artık
bu geceyi atlatmak
onun ellerine dokunup gözlerinin ışığını görmek
tek odaklandığı sonuçtu

şu an…

bu zor saatleri geçirmek için
semaya baktı
gecenin kalemi kırılıyordu artık
minarelerden yükselen sedalar uğulduyor
sayfadan bir yaprak daha çevriliyordu
tan yeri yavaş yavaş ağarırken
nazenin bir eda kızarıyordu ufakta

fecrin bu vaktinde nice gözlerden yansıyan
aynı yakarışı gördü
belki de en çok hastane bahçelerinde
dualar feryat gibiydi
insan kendindeki muhtaçlığı
acizliği en çok burada hissederdi
gücüyle burada yüzleşirdi belki de

ufak bir umut…

dilenir gibi
hızlı adımlarla yürüdü
doktora doğru
kelimelerini unuttu
çarpıntılar sanki
durduracakmış gibiydi kalbini
elini göğsüne götürdü

kızım…
diyebildi sadece

…maalesef

sonraki cümleler
duvarların duyduğu
çarpıp çarpıp yere yuvarlandığı
seslerdi
gece sükun ve sükut
gece ıstıraptı

gece kabustu
acziyetin
her hali ile zayıflığının zirve yaptığı zaman
direncin kırıldığı
gönlün ötelere dair arayışlara girdiği
insan olmanın hakkını verememenin doğurduğu
suçluluktu

dilin susup
gönlün halini haykırdığı andı
sözün kenara çekilip
kalbin çığlık attığı zaman

gece karanlıktı …

bitmek bilmeyen bir zaman dilimi
ne kadar zor ilerliyordu dakikalar
kıpırdamıyor sanki saatin kadranları
birbirinin takip etmiyor akrep ile yelkovan
sonsuzun bir adım öncesiydi

geceydi
maalesef.

redfer

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Geceydi maalesef Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Geceydi maalesef şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
geceydi maalesef şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Fatih5323
Fatih5323, @fatih5323
5.5.2024 12:37:05
Ulvi şiirinizi büyük bir hayranlıkla okudum. Teşekkürler şairim. Emeğinize, yüreğinize ve Kaleminize sağlık. Saygı ve hürmetlerimle.
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
5.5.2024 10:25:56
ve şiir


güne anlam kattınız yine

iyi ki de


içten saygı selamımla üstadım
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
5.5.2024 10:19:34
Gece karanlık, bahtın ak olsun.
Çile yumağı.
Maalesef.

Peygamber sabrı, peygamber tevekkülü yoldaşın olsun.

Allah kaldıramayacağımız yükü koymasın omuzumuza.

Gece kadar kesif bir öykü.
Çok saygımla Üstadım
Çok saygımla
Recai-2261
Recai-2261, @recai-2261
5.5.2024 09:29:54
Emeğinize ve güçlü kaleminize sağlık. Teşekkürler Üstadım, saygılarımla.
Erhan Çuhadar
Erhan Çuhadar, @erhancuhadar
5.5.2024 09:24:15
on dakika sonra
telsizlere düştü anons sesleri
gördüğü hiçbir gerçek
bu kadar
içine ürperti vermemişti
üşüme ve yalnızlık hissini derinleştirmemişti
hayat üzerinde birileri
el altından voltalar atıyor
yeni şıvgın vermiş dalları buduyordu acımadan
hatta hiç düşünmeden
redfer

Satır satır okurken gerçekten o anı
Duyguyu yaşamak yaşatmak
Kapının çalışını/ambulans sesini
Çaresiz kalışın o anki nabız atışlarını
Hissedebilmek bu muhteşem duyguyu
Kalbime hissettirdiğin için
Ne kadar teşekkür etsem azdır hocam
Gerçekten tebrik ediyorum👏👏👏👏
GÜN şiirine layık olmasını dilerim
Yüreğine en bol tarafından sağlık
Yüreğin dert görmesin İnşaAllah
Saygılarımla sağlıcakla mutlu pazarlar diliyorum
Selametle kal hocam 👏👏👏
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
5.5.2024 09:22:00
ışıkları yanmayan birçok binanın olduğu
fazlaca yorgun
fazlaca eski görünen dar bir sokağın içindeydi
zifiri karanlığa secde edermişçesine
eğilmiş sokak kaldırımlarında
ellerini ceplerine atmış
zifiri karanlığın buz tesiriyle birlikte üşüyordu
titremek ile titrememek arasında

kapı önlerinde iki üç kişi
çevirmişti sorgulu bakışlarını
korkunun eylemsizleştiği bir hali yaşıyordu
zift kokan köşe başlarında
pusu kurmuş simsarlar gibiydi
gördüğü bu garip insanlardan ona yansıyanlar

Sokaklar, karanlık ve eski bir izlenim veriyor, çevredeki insanlar da bir tedirginlik ve korku atmosferi içinde betimleniyor. İnsanların korku dolu bakışları ve sokak köşelerinde pusuya yatmış gibi duran figürler, tehlikeli bir ortamın işaretleri gibi görünüyor. Şair, bu manzaranın içinde bulunan kişinin duygusal durumunu ve çevresindeki tehditleri ifade etmek için bu betimlemeleri kullanıyor gibi görünüyor.
Değerli kaleminizden sayfanızda mısralara yüreğinizin sesini yansıttığınız bu güzel eseri beğenerek bir hikaye kurgusu içinde okudum akıcılığla anlam ve kurgusuyla güzel bir eser yüreğine sağlık hocam nice güzel eserler yazmanız dileğiyle kalemin daim ilhamın bol olsun sevgi saygı ve selamlarımla kalın sağlıcakla...

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL