0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
247
Okunma
Hüzün
Nağmelerde gözyaşıdır yazım,
Harf değil, hâl dökülür kalemimden.
Ne hüzün derim buna, ne ayrılık—
Bu, Sen’e varmanın gizli ateşi.
Acı, nefsin payına düşen imtihan;
Pişmanlık, benliğin çözülüşüdür.
“Ah” sustu içimde çoktan,
Dilime yalnız “Af” düştü, ey Gafûr.
Hicret ettim kendimden Sana,
Vardım kapına, eşik eyledim yüzümü.
Anahtar Sen’de ey Yâr;
Aç ki açılayım, kapat ki yok olayım.
Beden bir zindan, ruh bir misafir,
Her sıkışta çözülür bağlarım.
Et kemikten ayrılır gibi,
Aslıma yürürüm, Sessizliğine.
Arayışım Sen, arayan da Sen,
Gönül dediğim bir ayna sadece.
Yokluk ülkesinde anladım ki:
Varlık dediğim, Sen’den ibaret.
Ben yok olmaya geldim bu dergâha,
Fenâ ile silinip Bekâ ile kalmaya.
Aç gönül kapımı, anahtar Sende,
Can emanet, ruh emanet elinde.
Dursun zaman, dönmesin devran;
Ben tavaf edeyim Sen’inle Sen’i.
Ay secdede, güneş zikrinde,
Yıldızlar tesbih çeker semada.
Aşkın sarhoşluğu bastı benliğimi,
Vuslat, yok oluşun son durağı.
Her acı bir doğum sancısıdır,
Her yanış yeniden diriliş.
Secdede kâinat ve mahlûkat,
Tek bir sırra eğilmiş:
Lâ ilâhe illâllah, Allahu Ekber.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.