1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
330
Okunma
Yıl 1976 idi demek,
Ankara Siyasal Bigiler Fakültesi’ni kazanmışım,
babamdan 10 lira mükafat almışım,
Karaköy rıhtımında Balık-Ekmek;()
üçbuçuğu gitti bu “Aferin”in elbet,
birde Güllüoğulları’ndan baklava,
-kaymaklı ve şamfıstıklısı olacak ama-
üstüne orta şekerli kahve “Kıyak” kabilinden
Köprüaltı’ndaki “Nargile” kahvesinden,
cepte kaldı 150, 50’si tuzlu ayçiçeği,
çıtlaya-çıtlaya
1 liraya
Kadıköy’e vapurla geçeceğim belli;
„Ula
İstanbul seni,
seni eteği çamur,
seni Bizans Entriikalı Gavur,
seni; Maacır, Şair, Berduş, Göçmen yatağı,
seni Devrim Kaçağı!
"Ölem!" desende gelmiyeceğim başına!
"İyi!" de demiyeceğim Musalla Taşı‘nda,
İmam’a inat
Aşiyan’a gideceğim,
kafayı çekeceğim,
Boğaz‘a işiyeceğim,
ula,
ula-ula,
ula İstanbul seni!“
() Benim İSTANBUL SENİ (23) şiirimi lütfen okuyunuz. Bu serinin „İsim Babası“; 23.12.2012’de yazdığım ve yukarıda yana-yatık içeri olarak son iki kıtasını sizlere sunduğum ilk İSTANBUL SENİ (1) şiiridir. Bayram mubarek olduğundan kimseyi kırmak istemedim, İstanbul’dan gayri…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.