Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Oğuz Can Hayali
Oğuz Can Hayali

KİRAZ AĞACI (29)

Yorum

KİRAZ AĞACI (29)

0

Yorum

5

Beğeni

0,0

Puan

345

Okunma

KİRAZ AĞACI (29)

Ankara’nın taşına bak,
gözlerimin yaşına bak.””
Diye arşınlardık()
Ankara sokaklarını adım-adım
yurtsever gençler olarak;
Ya bir devrimciyi ebediye uğurlardık,
yada bir zaferi kutlardık.

Alırdık pis kokusunu o zaman
cadde üstünden akan
çıkar dolu lağımların,
“Koministlik ile Müccadele” diyen,
Amerika’ya yaltaklık eden
Fettullah Güven ve uşaklarının.

O gitti,
yerine yenisi bitti,
oda gidecek
ve tüm çilemiz bitecek.

2023 Nisan ayının başında
nedenmi yazdım bunları sana
Kiraz Ağacı’m,()
bak anlatayım;

„Güneşi gördün yine,
büründün bahar rengine,
küpeli meyvaların olgunlaşmadan bu yaz,.
yine seninle dertleşeceğim biraz

„Hayrı sonunda olsun!“ diyelim;
Ülkemde herşey kötüye yaklaşıyor,
“sonu hayırlı olsun!“ bile diyemiyor dilim,
İnsan denen yaratık gittikçe başkalaşıyor.
Söylenecek şey o denli çok,
ama söylemeye nedense hakkım yok!

Zülfü Livaneli’den bir türkü son günlerde
takıdı dilime
alıp götürüverdi beni 77’lere bilmem neden,
bende takılıp-gidiverdim peşinden.
Bu 2 yıllık hatıra
„Bir Damlacık Ankara
bana birçok solcu türkü, slogan ve marş
ile olmuştu arkadaş.

Biz Siyasal Bilgiler Fakültesi’de
ARI TİYATRO grubu olarak
-yani salt, karışıksız (=aynı zamanda çalışkan) sanat-
Fransız Kültür Merkezi‘nin desteğiyle
Jean Paul Satre’nin „ÇARK“ oyununu
sahneye koyuyoruz
ve onun Ankara’ya getirilebileceğini umuyoruz.
Tabiki bu bizim için iki-üç numara büyük bir olay;
Fransız-Türk Kültür Merkezi içinse kolay!
Aynı yıl Halil İbrahim Ergün SAHNE GRUBU‘nda
„Santrofor neden asıldı“ oyununda santroforu oynuyor.
Aynı çatı altındayız ,
ama sanatta karşıt bakış açındayız.

Onunla bir gün meyhanede karşılaştık,
doğum yıllarımız aynı, çabucak kaynaştık.
O durmadan yıkamaya çalışıyor beynimi,
ben de o akşam tanımıştım Zülfi Livaneli adlı birini.

Sen onu tanımazsın
Kiraz Ağacı’m,
ama sanırım o tanır seni.
Nereden mi?
Baharı müjdeleyen
çiçeklerinin renginden,
kelebeğinden, böceğinden,
bal toplayan arından,
kızıl küpeli meyvalarının tadından,
birde adından.
Bense onu kısa bir gençlik anımdan;

Solcu ve entellerin gittiği bir meyhane,
-adı Yakamoz’mu, Mahzen’miydi ne-
Siyasal Bilgiler Fakültesi rozetini yakasına iliştirmiş,
bıyığı yeni terlemiş
ben, Can, Deniz ve karşımızda Rana Cabbar,
-Can’ın babasını tanıyor, tanınmış bir yazar-

„Seher yeli çık dağlara,
güneş topla benim için.
Haber ilet dört diyara canım.
güneş topla benim için.“
Diyen biz
güneşi nerde ve hangi dağlardan
toplayacağımızdan bi haberiz.

„Umutların arasından,
kirpiklerin karasından,
döşte bıçak yarasından canım
güneş topla benim için.“
Namalerini
sardalya kutusuna dizili balıklar gibi
10-15 kişi, önlü-arkalı ve yan-yana
8 kişilik bir masada
elde meze dolu tabaklar,
yarı boş-dolu bardaklar.

„Seher yeli yar gözünden,
havadaki kuş izinden,
geceleyin gök yüzünden canım
güneş topla benim için.“
Diye mırıldanırken,
ardımda oturan bir gence
meze tabağını omuz üstümden verirken
tanışmıştım Zülfü Livaneli adlı biriyle.
Yayınevi sahibiymiş,
eşiyle birlikte gelmiş.
-buna da pek emin değilim-
belki de hatırladığım başkasıdır benim?

Uzun yıllar geçti aradan
teyp kaseti ve radyodan
onun birçok türküsü kulaklarımda çınladı
ama „Geceliyin gökyüzünden güneş toplayanı“
-güneşin aydınlığı ile gece karanlığının çelişkisi-
beni
o denli etkilediğinden,
hiç-mi-hiç düşmedi dilimden.“

Şimdi;
Bu yapılan yerel Seçimlerin sonunda
-geceleyin karanlıkta toplanacak güneşler gibi-
bir yığın soru var kafamda,
cevabı mutlaka alınacak,
ve suçluları bulunacak.

Dolar-karşılığı-vatandaş olarak kaç kişiye vatanı sattık,
toplamının yüz ölçümü ne kadar?
Kaç Sığınmacı’yı vatandaş yaptık,
ülkemin nufusuna göre bu sayı ne yapar?
Kaç kilo altın karşılığı ruhsat verdik yabancıya,
ne kadarı kaçtı yutdışına,
ne kadarını aldı komisyoncu ve aracılar,
zehrli posa olarak nekadarı bize kaldı zarar?
Ne kadar yeraltı içme suyu b
k edildi,
ne kadar ağaç-orman bu uğurda yokedildi?

Bunları Doğa’ya yada Halk‘a mı sordular,
yoksa onlar kendilerini „üstün biri“ mi sandılar?
Kim onlara;
„Ülke ekonomsini çatır-çatır batır!“ dedi
ve him onlara böyle bir yetki verdi?
Devlet Fabrikaları‘nı yağmalayıp-satmakla,
gelecek nesillere „Yap-İşlet“ kazığını atmakla,
ruhsatsız saraylarda yan-gelip yatmakla olurmu bunlar?

Bu sorularda
doğru cevap almakta;
Mazlumun, garibin,
emekçi ve emeklinin
tabiki hakkı var!

Kiraz Ağacı’m bunlar yancı ve ortaklarıyla,
tez zamanda
topyekün ve aileleriyle
iktidarı kaybedecekler,
ve
borçları bize devredecekle.

Bitmetecek ama hiçbirinin sonu,
belki yurt dışınada kaçacak bir çoğu?
Ama yakalanıp son kuruşuna dek
hesap vererek
yargılanacaklar,
sorgulanıp hapislerde yatacaklar,
hemde suçlu olarak!
Bu derdimi sana anlatmakta amacım;
Ankara’nın taşına bak,, şu feleğin işine bak
Kiraz Ağacı’ım.

(*) 1977 ile 1979 yıllarında Ankara Siyasal bilgiler Fakültesi’nde okumuştum.
(
) Yana yatık-içeri dizeler 17.05 2021 yılında yazdığım KİRAZ AĞACI (21) şiirime aittir.

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Kiraz ağacı (29) Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kiraz ağacı (29) şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KİRAZ AĞACI (29) şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL