0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
469
Okunma

Örttüm üstünü derdimin...
Öyle derine sakladım ki,
bir daha karşıma çıkmaz sandım.
Ne kıyısı belli kalbimin sızısının,
ne de varacağı bir liman.
Sürüklenip duran eski bir gemi gibi,
kaybolmuşum kendi içimin karanlık sularında.
Bir vakitler adını gülüşüne emanet ettiğim günler vardı.
Sabahlar daha aydınlık,
akşamlar daha kısa gelirdi.
Şimdi ise saatler ağırlaşıyor,
duvarlara çarpan sessizlik büyüdükçe büyüyor.
Tam da orta yerinden vurulmuş yüreğim.
Ne yarasını gösterebiliyor,
ne de saklayabiliyor.
Her gece aynı yerden kanıyor hatıralar;
her sabah aynı eksiklikle uyanıyorum.
Pencerenin önünde duran solgun ışık,
odanın içine düşerken düşünüyorum.
Bazı gidişler kapıyı çarpıp gitmez;
bir nefes gibi çekilir hayattan.
Geriye yalnızca eksik kalan cümleler,
yarım kalmış düşler bırakır.
Bir zamanlar sesinle dolan geceler,
şimdi sessizliğin gölgesinde.
Sokaklardan insanlar geçiyor,
şehir kendi telaşına yetişmeye çalışıyor.
Bense zamanın unuttuğu bir köşede,
eski bir mevsimin içinde kalmış gibiyim.
Örttüm üstünü derdimin...
Yine de gecenin en tenha saatlerinde
çıkıp geliyor karşıma.
Bir rüzgârın taşıdığı keder gibi,
usulca oturuyor yanı başıma.
Anlıyorum ki bazı acılar unutulmuyor;
yalnızca insanın içine yerleşiyor.
Konuşmasa da varlığını hissettiriyor,
gitmese de kendini göstermiyor.
Ve şimdi...
Ne kıyısı belli bu hüznün,
ne limanı.
Yorgun bir kalbin en sessiz köşesinde,
kendi gölgesine yaslanmış bekliyor yalnızlığım.
Gece tükeniyor, sabah oluyor;
şehir yeniden uyanıyor.
Ben aynı yerimde kalıyorum,
çünkü geçesi yok bu yalnızlığımın... 🖤
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.