2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1335
Okunma
I
Tanrı dağının gölgesine uzanmışken
Hira Dağından doğan güneşle yanmıştım.
Deli taylar düşmüştü hayallerime;
Gümüş duvaklığından perçemi çıkmış
Asena’nın gözlerindeki kutlu ateşi banmıştım.
Sonra, yiğitlik türküleri eşliğinde
Kapısını kilitlemiştim karanlık çağların
Pençelerimle yırtmıştım gölgeleri
Hasret yanığı kor yüreğimi
Gözesinde serinletmiştim dağların.
Sevdaların en deli olanlarına
Pervasızca sinemi sunmuştum.
Yangın olmuştum kendi içimde
Alevlerimle ısıtmıştım üşüyen dünyayı
Ruhumu ateşimde yunmuştum.
Tufan büyümüştü içimde zalimlere
İnsansızlığa boranlarımı asmıştım
Soysuzlara çullamıştım isyanlarımı
Avucuma sığdırdığım dünyanın
Kahpeliklerine öfkelerimi kusmuştum.
II
Tanrı Dağının gölgesi bekliyor
Daha yakıcı Hira Dağından doğan güneş.
Gümüş duvaklığından perçemi çıkmış Asena
Kızılelma’ya çağırıyor hala beni.
Bekleniyorum. Sen bende yine yan ateş.
Üşüyen dünya mahrum ateşimden
İnsanlığın üstüne kahpeler abanmış.
Baygınlığım fırsat olmuş eşkıyaya
İpe geçirilmiş dünyanın boynu
Çağın yüzü kırmızı; belli ki utanmış.
Şenlik yapacağı sineye hasret,
Sevdalar bensiz yetim, bensiz öksüz…
Dünyanın gözünden kan sağan
Eşkıyalar korkuyu unutmuş:
Bensizken insanlık umutsuz, ufuksuz…
Kalk ayağa ey ben, yak ateşini
Düşlerini gömdüğün mezarı yık.
Dünyayı döven kan kokulu topuz
Sedef kakmalı, altın yaldızlı kılıfta.
Ey ben, adaletine hasret dünya, artık çık.
Kamil Durmuş
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.