gözlerime değdiğinde kanatları, ellerim mosmordu. oysa üşüümüyordum, alevler içindeydim, diriydim ve kendimdeydim. bir eylül kelebeği avuçlarıma düştüğünde güneş üşüyordu alevleriyle. cemseler ateş kusuyordu gözlerine özgürlüklerin ve c5 sonsuzluğunda işkenceler raksediyordu gül kuruyordu gönüllerde yıkılıyordu duvar duvar kelebeklerin konduğu vatansevgisi. aşk eylül kelebeklerine sığınmıştı kardeşlik iki ranza bir pisuvarlıktı korku imparatorluğunda eylül kelebekleri hiç konmamıştı göz bebeklerine apoletlilerin motor seslerindendi şarkılar secdeler bir canlık ölümlere eşitken tekbirler kusmuklara sebepti kara yüzlü cellatlarda. eylül kelebekleri allı beyazlı ellerinde yürekleriyle dik başlarıyla hilal kaşlarıyla ve genç yaşlarıyla uçuştular sehpalardan maveraya.
eylül kelebekleri gözlerime değdiğinde kanatları, ellerim mosmordu. ve gözlerim ağlıyordu.
..... 12 eylülde asılan bütün yiğitlere rahmet olsun. onlar adına haykırıyorum: VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE..!
Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
ACı/hüzün/bir devrin yok oluşu/geleceği çalınmış muazzam gençler ve katil...K.EVREN
Kenan EVREN / 12 Eylül TÜRKİYE'nin EN BÜYÜK UTANCI
NÜÜÜRESSS //Kenan EVREN..
Kenan Evren adı,bana Türkiye’nin yaşadığı en büyük utançla eş anlam taşıyor.Sayısız faili meçhul cinayetler / 550’den fazla idam-şüpheli ve işkenceden ölüm/ sınır dışı olayları/ vatandaşlıktan çıkarılmalar / basın yasakları/onbinlerce görvden ihraç/ hele de kitap-neşriyatların kamyonlarla toplatılması.Asker nerdeyse evlerimizin içinde.. -Ağabeylerim Üniversite de.Aile hatta bütün ülke pürtelaş-herkeste endişe had safhada -Evler her gün takip te ama biz aranmıyoruz.Çünkü rahmetli babam önemli bir bürokrat.Mahalle ye,saat başı asker geliyor her köşede silahlılar.Okula gitmek korku/dönmek daha bir korku.Daha çok şeyi idrak edemeyecek kadar gençliğe yeni adım atıyoruz.Neler olup/bittiğini de yeterince anlamakta zorlanıyoruz... -Ne panikler ne dehşet dönem ve şimdi 12 eylülün en suçlu kişisi yıllardır hiç bitmeyen tatil/safahat yaşıyor.Yargılanması için bir çok hukukçuyla görüştüm....maalesef yasada öyle bir madde yok.Türkiye bu utancı kaldıramıyor ve utanç mimarı NÜÜÜÜ çizerini yargılayamıyor.Kenan Evren bana en çok ta HİTLER’i andırıyor... -NEDEN Mİ ? İKİSİNİN DE ORTAK TARAFLARI/İşkence-adam asmak veya öldürmek ve bundan zevk almak.Sonuncusu da..İKİSİDE RESSAM.Ama bizimki NÜÜÜÜRES.....
Yukarıdaki resimde soldan sağa ilk fotoğraf Şehabettin Ovalı’dır.. Cezaevine başka bir suçtan girip idam cezası almadan Ülkücü olmuştur.. Ve hep Ülkücülerle beraber ceza yatmıştır.. Sinop Cezaevinde 12.06.1982 tarihinde idam edilmiştir.
İkinci Şehid: İdam edilmeden önce vasiyetiyle beraber bir teyp vasıtasıyla kasete sesinden bir cezaevi türküsü söyleyen, o kasetten sesini ağlayarak dinlediğim Ahmet Kesre!
Üçüncü Şehid: Elaziz'in gülü Cevdet Karakaş 21 yaşında Elaziz'de şehid edildi. Cezaevi arkadaşları ve cezaevi yetkilileri "isteseydi rahatça firar edebilirdi ama suçsuzluğuna inandığı için kaçmadı" diye görüş bildirmişlerdir..
Dördüncü şehid: Halil Esendağ.. Beşinci Şehid: Selçuk Duracık.. Halil ile Selçuk'un bir anlatılması gerekir.. Ben hep arkadaşlıklardan, dostluklardan bahsederken; Hz. Muhammed (SAV) ve Hz. Ebu Bekir (Ra) örneklerim ardından "Halil ve Selçuk omuzomuzalığı" derim.. Kefenlerini bile devlete yük olmadan koğuştaki arkadaşlarının çarşaflarından yaptırdılar ve kefene "Gelinlik" dediler! "Nasıl bir günde asılmak istersiniz" diye sorulduğunda yağmurun hafif hafif çiselediği bir akşamda" diye cevap verdiler.. Haziran'ın beşi idi asıldıkları akşam ve hafif hafif yağmur çiseliyordu tekbir getiren arkadaşları koğuş penceresinden ellerini havaya uzattıklarında.. 3 Haziran diye duyrulmuştu idamları ve gazetelere öyle çıkmıştı.. oysa 3 Haziran'da tekrar sorguya alınıp iki gün işkenceye tabii tutuldular.. İdamlarına katılan imam gözleri yaşlı vaziyette defalarca anlatarak "ben onların Şehidliğine şahidim.. cellatla helallaştılar ve idam edilip son nefeslerini verdiklerinde ikisininde gövdesi kıbleye döndü" demişti..
Sol Alttan ilk Şehid: Cengiz Baktemur Alttan ikinci Şehid: İlk idam edilen Ülkücü Şehid: Mustafa Pehlivanoğlu.. Bir şiirde "Zafer:ilk gidenlerin vaveylasıdır; yani Mustafa!" demiştim.. Babasının elini Ankara'da ve Kayseri Erciyes''te öpmüşlüğüm vardır.. Nişanlısının hiç evlenmediğinide belirtmek isterim.. Mustafa'nın vasiyet mektubunda hayırlı bir evlilik temenni etmesine rağmen..
Alttan üçüncü Şehid: Ali Bülent! tavrına kurban olduğum Ali Bülent.. Allah'ın delisi.. Zalime her edasıyla başkaldıran.. Çok şey anlatırım hakkında ama kalemim bile yutkunuyor!..
Alttan dördüncü Şehid: Fikri Arıkan.. Ölüme bile başı dik yürüdü Fikri.. Bu gece çok rahat uyurum artık... demişti idam kararı çıktığında hakkında.. Son sözünü sorduklarında éVatan sağolsun” demişti! Hücreleri gezip helalleştiğinde herkes lâldı O “bir fatiha yeter” dedi hepsine..
20 Ağustos 1981 tarihinde idam edilen Kur'an aşığı, iftira kurbanı, çocuklarının derdinde olan mazlum bir baba İsmet ŞAHİN yok..İsmet Şahinin gerçi bilinen bir fotoğrafıda yok.. bende bir adet İsmet Şahin fotoğrafı var ama biraz ihtilaflı.
`Son arzumu soruyorsunuz, var elbette olmaz mi? Önce bir bayrak istiyorum. Çocuklugumda, kucaksiz, oyuncaksiz kaldim, doya doya ana kucagi görmedim, doya doya oyuncaklarla oynamadim. Delikanliligimda, bisikletsiz, motorsikletsiz, arabasiz kaldim, ama bayraksiz olamadim.' 4 Haziran 1981 Cevdet Karakaş
Cengiz idamından bir gün önce, annesine yazığı şiiri, `şehid Baktemur` diye imzaladı. `Ana beni asarlarsa sakın üzülme Al eline Kur`an`ı divanlara dur. Doğanşehir boylarında süzülme Al eline imanı kafirlere savur` 2 Mayıs 1982 Cengiz Baktemur..
"Ülkü sancağını yükseltmek için didinenler er veya geç muvaffak olacaklardır. Buna inanın, zira `ondan istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır` böyle buyrulmuştur. Kim bu buyruğu değiştirebilir ki?" 27 Mart 1982 Fikri Arıkan
Cezaevlerinde askeri kurallar geçerliydi ve her mahkum erlere komutanım diye hitap ediyordu. Günlük traşın mecburdu fakat Ali Bülent 15 günlük sakalıyla bir yüzbaşıya sesleniyordu mazgaldan "Hey asker ağa baksana ateşin var mı?"..İdamını düğünü saymıştı.. idamdan önce "Ağlamayın canlar ben yeniden doğuyorum" dedi ve Ayet el Kürsü okuyordu can verirken.. 13 Ağustos 1982 Ali Bülent Orkan
Allah yolunda ölü bilmeyiz. Onlar diridirler, onlara cennet müjdelenmiştir. Ben ilk değilim. Uzayan zincirin bir halkası olacağım. Ardım sıra bu zincirin halkası olmak için didinenler çok. Heyecanla bekleşen kalabalık bir camia var, Allah`in eli bu davanın üzerinde, tökezlenmek, sürünmek yok!.. Sabırsızım, içimde sevinç coşkusu, kulaklarımda Kur`an`in kir`ati. Ben uçmak istiyorum. Uzaklara, pak mekanlara, gül ekenlere, çiçek dikenlere uçmak… Bükülmeyeceğim!.. Kırılmayacağım!.. Bir emanet olan ben`i yüce Yaradanıma teslim edeceğim. Varın siz anlayın!.. Ben insanlara dayanmadım ki, yıkılayım. İnsancıklardan medet ummadım ki yıkılayım. Ezel ve ebedi olan yüce Mevla`ya gönül verdik, onun içindir ki, bu dava sönmez, bitmez ve `Turan`diyen diller lal olmaz.' 30 Ocak 1983 Ahmet Kerse
"Halil in annesi; oğlum şehit oldu mu? Olmadı mı? diye çok üzülüyordu. Bir gece rüyasında kendini cennette görüyor. Bütün sahabiler toplanmışlar, Hz. Peygamberi bekliyorlar. Halil in annesi, hanım sahabilerden birine yaklaşıp soruyor: - Bugün burada ne var ki böyle toplanmış bekliyorsunuz! Hanım sahabi cevap veriyor: - Bilmiyor musun, bugün burada şehit Halil Esendağ ın düğünü var. Nikâhını Hz. Peygamber kılacak, onun için bekliyoruz." 5 Haziran 1983
“İdam edilmeden önce ziyaretine gittimdi. Yanımda kızım vardı. Ağlıyorum habire, kendimde değilim. Canım da yanıyor, kolay mı? Bana kızdı: "Allah için ölmek güzel baba, dedi, metin ol, dedi. Teselli verdi yavrum bana. Bacısına da öğüt verdi. Müslüman Türk kızı gibi ol, dedi, İslâmı öğren, yaşa dedi durmadan. Ölümden hiç korkmuyordu yavrum... Korkmadan da gitti.” Fikri Arıkan’ın Babası Ümmet Amca.. 27 03 1982 şahadet tarihi
Bu arada alttan en son fotoğraftaki Ali Bülent’in karakalem çizilmiş resmidir…
Kocaman yüreğine sağlık Şair Ağam!.. Zaten efkarlıydım, çöktüm gitti! Gidiyorum ben.. Sahur vakti gelmiş.. Fatiha'yı ihmal etmeyin!
Küçük sayılırdık,ÇOCUKTUK başkalarına göre.Ama her şeyi anlayacak kadar da büyüktük.Akşamları karakollara çekilip,günlerce orada dayak yiyen abilerin yara beresini saracak,pansumanı yapacak kadar...Bizim de acırdı o an yüreğimiz,gözlerimiz dolu dolu,titrek ellerle tuz basardık sanki...
Korku imparatorluğunda EYLÜL KELEBEKLERİ..... ALLAH RAHMET EYLESİN,MEKANLARI CENNET OLSUN ŞEHİTLERİMİZİN...
VARLIĞIMIZ TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN....Teşekkür ederim şair çok güzeldi yüreğinden kopan bu şiir...Saygılar
Yürekleri taş kestiren 12 eylül Allah rahmet eylesin cümlesini bu sözü bende tekrarlıyorum VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE..! duyarlı yüreğin sağolsun selamlarımla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.