3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
660
Okunma
Karnı burnunda bir ana
Dert ve keder yüklü
Büyük bekler başında ve amacıdır
Dert ve kederin fısıldamak kulağına
Ne birin yeteceğini düşünür ne ikinin
Üç kere fısıldar o kulağa
Boğul derdinde
Boğul derdinde ve
Boğul derdinde.
Gün doğar ve gözler açılır ardından
Beyazlar karşılar seni
Sen zannederken masumlar en beyazıyken.
Derdin ve kederin bir rengi yoktur
Tecrübem söyler bunu
Ve zannedersin her gün doğduğunda
Açılacak gözlerin tekrar
Bana da bir gece öğretti
Her göz kapanmaz kör karanlıkta
Büyüdükçe büyüdü
Açıldıkça açıldı gözüm
Ve gördüm doğuşunu güneşin.
Gözlerim parlar sandım
İşitin dostlar, yanıldım.
Ardından gelecek olan,
Kurmak hayalini
Belki bir neşenin, belki bir hayalin
Kimseleri duymadan bekledim
İşitin dostlar, yanıldım.
Buradayım ve sebepsiz
Ayaktayım ve nedensiz
Burun deliklerim genişler ve daralır sürekli
Buymuş yaşamın belirtisi.
Eğer buysa sizlere düşündüren yaşadığımı,
Keseceğim kökünden!
Ve eğer sizleri dinlediğimi düşündüren kulaklarımsa
İçine kezzap dökeceğim!
Görmeyeceğim sizleri,
Sökeceğim beyaz topları!
Keder ve dertse benim adım,
Ne görmek ne duymak
Ne de yaşamak değil benim hakkım.
Duymaktan öteye gidemiyorsa konuşmak,
Hissetmekten öteye gidemiyorsa görmek,
Ben sadece bir et parçasıyım
Ruhumun çaresizliği örülmüş ilmek ilmek.
Kör bir makasın ucunda yaşamak hayatı
Ve beklemek örüleni kesmeyi,
Bundan daha imkansızı
Çölün ortasında beklemek kaselerle doluca suyu ve
Bu topraklarda umudun ortasına doğmuş bir çocuk.
Bizler doğmadan ölenler
Öldükçe sonu kesilmeyenleriz.
Sadece bir tarih yazar mezar taşımızda,
Çünkü bizim doğduğumuz gün ölümümüzdür!
5.0
100% (3)