0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
485
Okunma
Şiir boşuna yazılmış olmayacak demişti Pablo Neruda. Ve şiir boşluğa yazılmaya devam ediyordu her an. Bir boşluk ve bir rüzgar şiire tutunup dökülür mü? diye bakmıştım içeri. Öylesine bir şiir işte varın okuyun kendinize...
Hangi yanım nehir hangi yanım deniz bilemedim.
Aksam bedenime, dolsam ruhuma eksik kalıyor sevmelerim.
Kemirgen bir hayvanın dişleri parçalıyor ayrılığın son demlerini.
bize ölüm yok diye atılıyordu sloganlar
ve her an başka bir ben ölüyordu bensizlikte...
Acımsıtrak hüzünler doluyordu sevişmelerime,
damlası üç okka sevinç ediyordu yarin göğsüne düşen ter damlası.
şimdi kavuşmalar
uzatması olmayan mücadeleler çoğaltıyordu içinde
ve bildiği tüm masalları anlatıyordu Dede Korkut
içimdeki uslanmaz çocuğa.
bir nehirden can alıyordu ömrüm
deniz deniz dökülüyordu gözlerimden,
tuzunda kavurarak sevgiliye hasret dudaklarımı...
Dua bilmeyen bir adamın adakları oluyordu
Aşka kurban edilen düşler
Tam da şimdi
Fırat ile Dicle’nin orta yerinde bir Kürt kızının avuç içine dolaşan kına oluyordu ölüm
Sevmek kime yakışır
Ölmek kime
Bilemeden büyüyordu
Deniz görmeyen çocuklar
Çocukların alınlarına sürülen kan kokuyordu işte ayrılıklar
Ve kurşunlara geliyordu gelinlik kızın duvağı
Büyüme diyordu sevdam uzak ülkelerin masallarını dinlerken her gece
Ve annem yine selam duruyordu sabah doğan güneşe
Çerağı gazyağı kokardı, kapısını Hızır çalacak diye okurdu deyişlerini dedem
Bir garip aşk benimki
Deniz aşırı sevdalar çoğaltan
Suya düşen, med-cezirle gelip giden
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.