4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
209
Okunma

yağmurda ıslanan kediler Rabbinden ne diler
ah bir de dilekleri kabul olsaydı,kimbilir neler olurdu neler
ilkbahar buram buram leylak pembe gül
toprağın yağmura aşkından doğar mor sümbül
kalp kırık gönül perişan yollar kıvrılır dağın dibinden
insanın kaçası geliyor tabiata kalabalıklar şehrinden
biri sizi dinlemediğini belli ediyorsa yanınızdayken
bedenin değil ruhun yalnızlığını içinizde hissederken
hiç derinlerinize dalıp kendinizle tanıştınız mı
huzurun bin bir rengi ve tadıyla buluştunuz mu
bir bebeğin uykusundan daha masum akar gözyaşı
dere yatağından kovulan bir damla suyun kaynağını arayışı
insana zor gelir en fazla sevilmeden sevmek
hele de yıllar yılı verilen onca çaba boşuna emek
merhametsize davuldur sesin onun için bir nesnesin
azraile davetiye gönderirsin tatlı canından vazgeçersin
kabul etmek öyle zor ki önyargıyla yaklaşanı
cehenneme denk yaşarsın onunla geçen her anı
yağmur melodi toprak hava sanki mis kokulu ekmek
ıslak beyaz kedicik siyah arabanın altına siniyor titreyerek
konuşmak ne güzel şey gönülden dinleyenin var ise
dinlemek ne harika bir şey konuşulan derdine derman ise
büyükleniyor itip kakıyor iftira atıyor kötü hissettiriyor
vicdanı sızlamıyor takıp maskesini dışarıda çalım satıyor
kedinin üst çenede iki sivri dişi vardır fıtratı gereğince
insan naif yaratılmış lakin kediden yırtıcı egosu büyüyünce
kendi kendinle takılmaktır şiir ya da yazı yazmak bir köşede
gül şurubu pembe pembe aşk kokar cam kenarındaki ince şişede
bağımız vardı bizim sabah erkenden erik kiraz yerdik dalından
bülbüllerimiz şakırdı rengarenk çiçekler fışkırırdı her yanından
havuzda su şelalesi kaplumbağanın hafiften ayak sesi kirpinin hışırtısı
kurbağanın çayırda zıplayışı babamın eğilerek havuzdan karpuzu alışı
sabah rafadan yumurta öğlen biber dolması pişirirdi canım annem
bereketliydi soframız güzel kokardı minderimiz döşeğimiz her dem
Anadolu eviydi işte iş evi kileri kuyusu bacalı ocağı ahırı tavuğu ineği olan
giremezdi kapımızdan en ufacık kötülük iftira dedikodu riya yalan dolan
elli yılda ne değişti bu kadar hayatımızda birer birer kaybediliyor değerler
dinlemiyor kulak ucuyla bile hatıralarımızı cep telefonuyla yatıp kalkan gençler
her devirde kuşak farkı olurdu biz çocukken ve gençken de bu vardı
fakat annemiz babamız daima bizlere eskiden yaşadıklarını anlatırlardı
merhameti olmayanın Allahı var mıdır merak etmişimdir gerçekten
haksız haklılara mislisiyle karşılık veremiyor zavallı garipler neden
yağmurda ıslanmış açlıktan kaburgası çıkmış köpekcikler ne diler
ah bir de dilekleri hemen kabul olsaydı kim bilebilir neler olurdu neler...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.