5
Yorum
34
Beğeni
0,0
Puan
420
Okunma

Bir erik ağacına tırmanıp çocukluğumuzda
Hep en tepedekilere ulaşmak istemedik mi?
Narin bedenimizi yırtan dallara aldırmadan
Gözlerimizi kapatıp nisan yağmurlarında
Damlaları havada dondurmak istemedik mi?
Bedenimizi saran ıslaklığa aldırmadan
İğreti oltalarımızı salıp bulanık derelerde
En güzel en büyük balığı tutmak istemedik mi?
Üzerimize sinen bataklık kokusuna aldırmadan
Kaç karınca yuvasını bozduk kim bilir
Ceplerimizi doldururken haris bir arzuyla
Kaç meyvenin dallarını kırdık aldırmadan
Sevmeyi sahip olmak diye algıladık hep
En güzel bisikleti istedik en güzel uçurtmayı
Aldık, gözlerdeki yaşın yalanına aldırmadan
İşportacı yamaklarının ağız dolusu çığlıkları gibi
Savurduk sözcükleri hoyrat bir dil peşreviyle
Düşürüp sevgiyi bitpazarına, sattık aldırmadan
Bizler büyüdük, hayallerimizde büyüdü
Yinede koştuk yola fırlayan topun ardından
İçimizdeki çocuk korkmadı yoldaki arabalardan
Mağrur kâşifler gibiydik; tanıştığımızda ilk aşkla
Ama ilmek ilmek dokunuyordu kader; farkında olmadan
Belki de kırılan camların intikamıydı alınan
Ya sevdiğimiz bizi sevmedi ya da biz seveni sevemedik
Ağlamayı öğrendik yüreğe akan gözyaşlarıyla
Yaşamayı öğrendik sevginin acı veren dokunaçlarında
Öğrendik ateşin yaktığını, dokununca buzun üşüttüğünü
Sevginin sıcaklığını paylaşmanın mutluluğunu öğrendik
Yaşayarak kırık bir kalbin burukluğunu
“Öğrendik, yaşamak ama gerçekten yaşamak
Sevmek ama gerçekten sevmek demek”
Abdurrahman Güleç