0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
488
Okunma
Ocağın 20’sini geçtik,
havalar burada günlük-güneşlik!
Daha vakit var,
yanıltıcıdır bu kışlar;
Sen uyma bu havalara,
köküne çektiğin umut suyunu
sakla bahara
olurmu?
Erken güvermeye başlama sakın,
sende benim gibi
gelecek gerçek güneşli günleri
bekle Kiraz Ağacı’m!
Dünün acısı, bugünün sızısı
beni alıp-götürüverdi bir yerlere;
Ülkemde 16 yaşında Bahadır Odabaşı
atlayıp intehar etmiş 18.nci kattan,
babası Kanun Hükmünde Kararname ile
4 yıldır haksız hapiste yattığından...
Diğer bir tıp öğrencisi, adı Enes Kara;
Nur Cemaati’nin dinsel baskılara dayanamamış,
babasını suçlamış, yakmış kendini,
ardında da bize bir video bırakmış.
Fotoğrafı ona benzediğnden mi neden
hatırlayıverdim birden.
Kaiser-Lautern’li Yasin’i()
birazdan sana onu anlatacağım
Kiraz Ağacı’m.
Düşünebiliyormusun sen,
koca gövdenin
tek bir çekirdekten
geldiğini senin?
Bende öyle tek hücreli tohummuşum,
ana karnına konmuşum.
Seninki Toprak ana,
doğansa güneş, su ve hava.
Hiçbiri hiçbirşey beklemiyor senden,
ne onlardan sorumlusun sen,
nede tohumlarına
yani çekirdeğinden yarattığın fidanlarına.
Ama
babaysan sorumlusundur tüm çocuklara.
Yalnızca kendini düşünmeyeceksin,
başkalarının da “Can” olduğunu bileceksin
dokunmuyorsa iyiliğin onlara,
kötülükte etmiyeceksin!
İlkin tarihleri
gerçek sırasına koymam gerekli;
Ben burada 10 yıldır emekliyim,
bir yandan da dertliyim.
Sıkıntım parasızlıktan-falan değildir,
yalnız ve kimsesizliğimden gelir.
30 yıl boyu çok iyi çalıştım,
kendi muayenhanemde paraya-para kattım.
Hani ressam olmayı düşünürken,
olunuyormuş meğerse birden
“Meşguliyet ile Tadavi uzmanı”.
Buraya, Almanya’ya, Krautheim’e gelişim bile raslantı.
Gönül eylendirmek, kız, lisan ve gençlik sefasında
her yıl Fransa’da
Bağbozumu yapardım
Kiraz Ağacı’m.
Yıllardan 1972;
“Bağbozumu 1 ay sonra!”
deyince şarap kooparatifi
kalıverdim Prene Dağlarında, eli bağrında.
O yıl kış kırağası varmış
ve üzümler henüz hammış.
Etrafta sürüneceğime parasız,
bu “Özürlüler yaşam merkezi”ne geldim bende, rızasız.
Geliş o geliş Kiraz Ağacı’m,
40 yıldır burada çakılı kaldım.
Emekli maaşıma ek 500 Yuro’luk iş bulma hevesi ile;
-Vergisiz-faturasız devletin emeklilere hediyesi de-
2015 yıllarında
“Haydi bir Kayserslautern’e gideyim.”Dedim.
Hem unuttuğum fransızcamı ilerletirim,
-Fransa orada kapı-komşu da-
hem bir iş bulurum,
hemde eğlenmiş olurum.
İş için bir muayenehanenin kapısını çalınca,
birinde bir ilgi-bir israr;
“Kalacak yer bile var”
Teklifini de alınca,
fırsatı kaçırmadım,
ve Yasin’i de
bu tedavi yerinde
ilk olarak tanıdım.
Kiraz Ağacı’m.
Yasin gündüz pantolon, gece entari giyiyor,
dertli anne herşeyi biliyor,
babasını küçükken uyarmışlar,
kabul etmeyince geç kalmışlar.
Almanya’da ergenlikten önce
gençler ameliyat ve hormon tedavisi görünce,
cinsiyet değiştirmek mümkün
ama bir Türk’ün?
Bu bir!
İkincisi ise seni ne kadar üzecek kimbilir?
2010 yıllarında yeni bir olay!
Söylemesi kolay;
15 yaşında bir türk
ve zekasının üstünlüğü ise çok büyük,
testler 120 ün üstünde, bazende 150’lere vuruyor.
-Almanza”da normal zeka derecesi 60 ila 80 oluyor-
Babasına ispat ve durumu anlatmak için hemde,
kendi zekamıda ölçtürdüm bende;
72!
Onunki ile mukayese nedir ki?
Ailesine 800 yuro teşvik parası,
çocuğa birde aylık 400 yuro ceplik cabası;
“Salem” denilen lüks bir yatılı okulda karşılıksız burs,
Baba ise sus-pus,
dinlemiyor ne söylesem;
“Günahtır-yazıktır, Allah’dan kork” Bile desem;
“ Okul kız-erkek karışık mı,
yemekler “Helal” mı,
mescidi varmı,
oturaklı mı helalar?”
Aman Allah’ım ne abuk-sabuk sorular!
O günden beri bu çocuğu birdaha görmedim,
bir cami de hafız olduğunu öğrendim.
Eğer doğruysa rivayet;
“Allah, allah!” diyerek
aşşağıya atmış
kendini yüksek bir binadan,
ölü gövdesini bizelere bırakmış,
hiçbir iz kalmamış bu yüksek zekadan,
Dediğim gibi;
Baba isen sorumlusundur tüm çocuklara.
Düşünmeyeceksin yalnızca kendini,
başkalarında da “Can” olduğunu bileceksin
dokunmuyorsan iyiliğin onlara,
kötülükte etmiyeceksin!
Seni üzdüm bu kadar,
için açılsın diye
şenlendirelim şiiri bir güzel haberle;
Benim 1 yaşında Sami adında torunum var,
fidanımın fidanı yani!
babasına soracağım,
İzin verirse belki,
fotoğrafını bile koyacağım.
ve altınada şu şiiri;()
„Anası bir oğlancık doğurdu bana;
kaşsız, sarı bir oğlan,
masmavi kundağında yatan
bir nur topu, üç kilo ağırlığında.
Benim oğlan
dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu Korede,
sarı ay çiçeğine benziyorlardı.
Makartır kesti onları,
gittiler ana sütüne bile doymadan
Benim oğlan
dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu Yunan zindanlarında,
babaları kurşuna dizilmiş.
Bu dünyada ilk görülecek şey diye
demir parmaklığı gördüler.
Benim oğlan
dünyaya geldiği zaman
çocuklar doğdu Anadoluda,
mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi.
Bitlendiler doğar doğmaz
kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
Benim oğlan
benim yaşıma bastığı zaman,
ben bu dünyada olmıyacağım,
ama harikulâde bir beşik olacak dünya,
siyah,
beyaz,
sarı
bütün çocukları
sallıyan
mavi atlas döşekli bir beşik.“
() KİRAZ AĞACI (21)’in son kıtası.
() Şair Nazım Hikmet’in “DOĞUM” şiiiri.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.