4
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
672
Okunma

//
.
.
.
onu
bunu
boş ver,
boş vermesine de
savaşı, sureti, marşı, hatta bayrağı
olmayan kızıl bir meydandık sanki biz, ikimiz
ne
bileyim
çatallı mı çatallı,
kirpiği, güneşi olmayan
karanlığı çiğnemeden yutmuş
alaca bir sabahtık belki de göz kapaklarımızda
bizi
bize yazan,
bizi, bize kazıyan
hangi dilin, hangi kaderin alfabesi,
coğrafyasıydık ki birbirimizi t/adımlayamadık
gibi,
gibiydik,
tanıdık gibiydik sanki,
hani, bir gecenin koynuna ilişen
kurudukça, karıncalaştıkça musonlaşan
yağmur gibiydik, hep yağar gibiydik kirimize
hiç
gün yüzü
görmedik, göremedik
heceledikçe kekeleyen bilmeceydik
ne bileyim, körebeleştikçe düşgezenliğimize
dekoltesiz bir yıldız daha şişeler, içerdik tensizliğimize
ahh..
gününe,
güneşine uzandıkça
gölgesinde bir o kadar kaybolanım
söyle, daha kaç gece yalnızlığıma yataklık edeceksin,
daha kaç şafak dudağına hapsolan yalnızlığınla sevişeceksin
unutma,
unutma ki,
zaman yalandır, talandır
zaman ki, esarete kelepçelenmiş en acımasız
gardiyandır, şeytanın en kahpe icadıdır “an”ise, "ahh"
Tanrının biz kullarına bahşettiği en mukaddes armağanıdır
e hadi,
ne duruyorsun
çık gel, gel artık doymak bilmeyen,
kadir, kıymet bilemeyen uzağından. her ne kadar
sokak, sokak kaçışan yorgun bir şehir olsam da kim bilir,
cılız da olsa hala ışığımdır, hala aşığımdır belki de bize, ikimize…
.
.
.
//
ilhanaşıcıocakikibinyirmibir
5.0
100% (9)