5
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
2406
Okunma
Son kez sokaklarını dolaştım adım adım
Kalbimdeki sevdayı yollarına sakladım
Yok saydım varlığını, ismini yasakladım
Artık seni düşünmek kırgın yüreğime zul
Son umut da terk etti, gidiyorum İstanbul
Titreyen parmaklarım sensizliğe uzandı
Bu ne heybetli kuşku, söyle nasıl bir “zan”dı?
Dudağımda son öpüş, büyülenmiş bir andı
Al beni kollarına, sükût içinde sokul
Ruhun ruhumu çekti, gidiyorum İstanbul
Nedensiz bir cevabın içinde gizli soru
Öyle bir bilinmez ki; ten ıslak, gözler kuru
Sırılsıklam bedenim, hissetmiyor yağmuru
Çok fırtınalar esti, ne olur artık durul
Aşk yağmurları bitti, gidiyorum İstanbul
Yol bitmiş, yolcu yorgun, hancı kendinden geçmiş
Hesabını soruyor, hem gelecek hem geçmiş
Anladım vuslat için, vakitler çoktan geçmiş
Bir çift mahzun ela göz, bakıyor usul usul
Anılar beni yaktı, gidiyorum İstanbul
*
Buz tutan bedenimde bu sevda, ateşimdi
Kapkaranlık dünyamda yükselen güneşimdi
Kaybolan kimliğime can veren ruh eşimdi
Hayalin beni yordu birazcık da sen yorul
Gönlüm huzur hak etti, gidiyorum İstanbul
Daha ilk sayfasında yarım kaldı bu roman
Pişman olmak beyhude geri dönmüyor zaman
Hoşça kal gökkuşağı, hoşça kal güzel insan
Ben sana yar olmadım, şimdi başka yaren bul
Geldi ayrılık vakti, gidiyorum İstanbul
EMİN ZEYBEK
30 Haziran 2008
BURSA
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.