40
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1882
Okunma
en korkunç silahları savaşın
düşlerime oyuncak
ver elini ; anlaşalım / yoksa
mikro dalgalarla akarım teninden
haberin bile olmaz
yüreğinden
ölümcül bir kurşun yediğinden
canlı cansız
anında tarar gözlerim
ay güneş yıldız
kanadını uçan kuşun
tren tramvay troleybüs
dolusunu boşunu her dolmuşun
nerede bulursam seni
gözlerine baka baka
içten içe yaka yaka
kilitlenir sayende biyonik radar
yüreğimden yüreğine mutlaka
ister işinde ol ister çişinde
her şeyi tarar gözlerim
kılı bile kırka yarar
bakılmadık cam
çıkılmadık dam
çekilmedik gam kalmaz,
kırk yıl bile geçse aradan
insan sevdiğini arar
hâlâ tüter bacandan
hasretim duman duman
dur sevinme hemen
yollar vicdansız olamaz
sevip unutmak kolay mı bu kadar
göz göze gelmeden
sürülmez gönüle merhem
ellenip dillenmeden
kapanmaz gönülde yara
uyku haram , ekmek haram , su haram
ne selâm ne sabahın var
her gün başka intizarın
her gün başka ahın var
-II-
gözlerin aç , gözlerin susuz
her gün başka bir eşkiyasın
dağ yollarını kana bulayan
yolda sevdiğini yaralı koyan
gözlerin harami
gözlerin korkusuz
gözlerin uykusuz
her gün yağmalarsın beni yeniden
sen değil misin yabangüllerini budayan
kırıp dağların belini
karıncayı köstebeği
börtüyü böceği yuvasız yurtsuz koyan
bir ışık serp gözlerime
ceylanlarım darmadağın
toplansın gözlerinde karacalar
gülümseyerek yeşersin
gözlerinde solgun bahar
hüznümle çilenmiş
her acıya belenmiş
örtüsüz kaldım çırılçıplak
kurumuş bir ağacın gövdesindeyim
ne dal ne yaprak
ne bülbül ne bir ağaçkakan,
hey gidi vicdansız
hey gidi eşkiya
seni gidi yürek yakan
kurda kuşa yem ettim tenimi
kaç ömür tükettim
çürüttüm bedenimi
aşkının ne dini
ne de imanı var
yasak bir elma yüzünden
kovulsam da cennetten
çıkamadım bir türlü
sensizlik çukurundaki cinnetten
yine dudaklarımda şarap ve gül türküsü
yine gören Mecnun sanır
hangi durakta beklesem
çıkıp gelse apansız ; Hayyam beni kıskanır
-III-
neresinde olursan ol uzayın
öyle bir füze sallıyacağım ki sana
kurtulamıyacaksın; kutlayacaksın beni
sevgi vuruşuyla yürekten
dost limanlara girmiş bir gemi
kaptan-ı derya ; en büyük benim
mavi sularda salvolarla
aşkın donanması selamlıyor seni
turkuvaz göllerde kuğular
ay buluta girerken
nilüfer yüzün sularda
uçan bir halı dokuyor engininde gökyüzü
sevdayla çiçek çiçek yıldızlar
bir gülün yaprağı kadar nazik
okşuyorum güneşi ilk ışıklarından
sabah çayım kadar dost ve sıcak
bütünüyle taze anılar
yanakların avuçlarımda tavşan kanı
gözlerim biyonik radar
sen yoksun ufuklarda
kahrolsun
milyon kere kahrolsun ayrılıklar
vuruyor ama öldürmüyor silahların
artık bitsin
altını üstüne getirdin toprağın
tuzlu sular mağma ile yarıştı
gün geçtikçe artıyor günahların
cennetin cehennemlere karıştı
gözlerin simyanın en ateşli cevheri
gözlerin yeryüzünün en değerli mücevheri
ört üstüme gözlerini
gözlerinde geceleyeceğim
hoşça kal sürekli sevdam
hoşça kal ateşböceğim
hoşça kal hayâl fırtınam
unutma
burada gözlerine tutkun bir çift biyonik radar
görebiliyorum seni
en dipsiz uçurumlardan
en uç doruklara
okyanus diplerinden / karadeliklere kadar
güzel dünyam
kâinatım
yıldırımlarla ,şimşeklerle uçan atım
bin umutla hoşça kal
güneşin izini süren özlem çiçeğim
ölsem bile geç değil
yeter ki anla beni
sen içimdeki en büyük boşluksun
onu yalnızca sen doldurursun
sen en büyük sarhoşluksun
taşıma sür ellerini , kaşına değil
okşa beni , sev beni
sevdim seni boşuna değil
gül koparma tenimden
yerime sev kırçiçeklerini
sakın ama kırma çiçeklerini
gözlerim biyonik radar
ne yapıyor isen , haberim var
adım adım izliyorum
dinlemez isen beni
affetmem , bil ki kıyâmete kadar ...
Şaban AKTAŞ
23.11.1998
AGSS SERİSİ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.