1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1203
Okunma
Akvaryumdaki balık
uyan artık.
Bak bana "inek" dediler,
samanladılar önümü,
etimi yediler,
sağdılar sütümü,
gerimden pisliğimi aldılar,
"tezek" diye yaktılar,
"gübre" diye toprağa kattılar.
Şimdi ben
-Saman bile bitmiş tarımsal ülkemde-
ithal-yapay hormonlusunu yiyorum, neden?
Danalarım gelmeden ergenliğe
hızlı şişman;
"- Bu nasıl iş be?" diyorum,
yiyiyor insan!
Gülme n’olur akvaryumdaki balık,
bende anlamıyorum bu insanları artık!
Etimi bile beğenmiyorlar inan,
hastalıklısını getiriyorlar dışarıdan?
İyiki cam arkasındasın;
Suyun-havan-soyun temiz,
gövence altındasın.
Birde yaşasaydın doğada,
yani dünyan derya-deniz,
dibini tarardı kurşunlu ağlarla,
yok ederdi soyunu,
bu nankör insanoğlu.
Eğer dört-yanın ağlı balık çifliğindeyseniz,
suyu mikro-plastik dolu,
öcünü alır deniz!
Bak ne güzel söylemiş()
Nazım Hikmet bir şiirinde(
sanada değinmiş,
seni örnek göstermiş hemde;
"Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içinde olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf...
Ve bu dünyada zulüm
senin sayende,
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hatta şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak,
kabahat senin
-demeye de dilin varmıyor ama-
kabahatin çoğu senin canım kardeşim."
() Nazım Hikmet Usta’nın "DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU" şiirinden. Tüm İstanbul Pembe şiirleri hayvanlar için yazılmıştır. İnsanların alınmaya asla ve asla hakları yoktur!
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.