3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1918
Okunma
dağılmış yüreğimden
şama giden kervanlar
yollar yalnızlığın yaftası
mürekkep hokkasında isyan
gecenin karası bulaşıyor
rüzgarın kın bedenine
hangi kent yalnızlığı doğurmamış
ay gökyüzünde çırpınıp dururken
vursam kendimi hiç düşünmeden
en derin suyun gözesine
yosunlarla kan davalı olur şiirler
kınına sığmayan bir hasreti bileyler
susku pazarlarından çığlık toplayan zaman
ey efsunlu bir ağartıyı
dağlardan aşırtan şafak
güze saplanmış bir mahmurluğu terkeder renkler
sen daha gözünü açmadan papatyaların
vedalaşır ağaç gölgesiyle
dikenli sözcükleri hep kendine batırır şair
yaraları kabuk bağlamadan
bir önceki şiirin
başıboşun sırtındaki boşluğu sahiplenir
içimden kambur doğmuş bir dize
ellerimde ateş kokusu
külden yapma sözcükler zihnimde
kalın bir hiçlikle sevdiğim kentler
küskün yüzlü sulara aşık olur
durmadan kemiklerimi kırarken
antik bir ağrı
depreşir kuşların yalnızlığı
yokluğun yükü kanatlarına binince
korkunun esvaplarını giyen karabasan
dolanır güz yanığı tenimde
halbuki uçurumlar tutar ellerimden
gözlerimi açmadan önce
kendimden kendime düşen payın
hesabını yalnız kendime verince
dün budanıp yer açılacak yarına
savaşlardan kalma bir ova olan göğsümde
o zaman sırtımdan atıp kör kuyuları
çıplak sularda yanacağım
yüreğimdeki yangınları sulayıp
11 ekim 18
ali rıfat arku
istanbul
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.