1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
797
Okunma
yangınlardan yola çıktım
bir bir bıraktım korun ellerine
içimde gezinen tüm tenhalıklarımı
geriye kalan kabulümdür
sırça saraylara karşı isyanım ben
mazlum gözyaşlarıyla sulanır topraklarım
yarının kapısına vurulmuş paslı kilit
dahaca uyanmamış bir halktır anahtarım
akşamların yorgun koyununda kendini unutan
eşkıya türküleriyle yoldaşlık eder
dağları dolanıp zihnimi ısıran rüzgâr
bu susuşlar ki
aklın cenderesinde kıyamet
çeperini dingin bir deryaya çarparak biler
yoksulluğunu fabrika dişisine borçludur
korkusuzca boynunda taşıdığı cehalet
umudunu ektiği topraktan fışkırır
diline bulaşırken elinin nasırı
uyanıp birinci rüyadan
ikinci rüyada köle olan zihniyet
uyutmak kastıyla başına dikilen talih
sana ninniler söyleyen bir medeniyet
sanadır kural kanun yazılı dikteler
sana sınır koyanların
anla ki sınıra ihtiyacı yoktur
kutsal bir körlükle korurken sen onları
aczin bittiği bir yer olmalı
bu denli sahipsiz olmamalı yarın
ellerimizle diktiğimiz duvarın
mapushane tabelasını
demirden döven arkadaş
artanıyla bizlere kelepçeler döken
seni koruyup kolluyormuş kanunlar
yerine gelecek köleler büyütmen için
ne demeli şimdi
kimler için üretilir tanklar tüfekler
kimedir salınan korku
kimin içindir kutsal akitler
tanrıyla yapılan tek yanlı sözleşmeler
ağaç senin
bez senin
deniz senin
kimler gezinip durur
aklının dümeninde senin
bir türlü varması gereken limana
varmaz senin gemin
düşünmeden mi dalgalanır
sular umudunda
uyanmalısın bu sağır sonsuzluktan
güneşten başka neyin var senin
18 eylül 18
ali rıfat arku
istanbul
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.