0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1064
Okunma
Bana kim olduğumu mu sordun efendi?
Göğsünde derin bir sızısı olan
Unutulmuşları bulma gayreti
Ve yetişememe hüznü taşıyanım.
Karanlık ne kadar çabuk çöker de
Gün bir türlü aydınlanmaz,
Şafak atsın diye
İnildeyerek bekler ya garipler
İşte onlara paydaşım.
Bir parça kuru ekmeği süte doğrayıp
Yavru kedileri doyuramayanların
Suçluluk duygusunu
Dağ gibi sırtlayan hamalım.
Ceviz kurdunun açmazını yaşayanlara
Kahırlanıp halat sallandıran
Kör kuyuların başında
Onlar için ağlayan
Aksıranlar çok yaşasın diye
Dua etmekten kollarının yeni sarkmış
Lakin kendi bir nefese muhtaç olup
Nefes tüketenlerin duacısıyım.
Bana kim olduğumu mu sordun efendi?
Göçmen kuşlardan bir tanesinin
Kanatlarında fer kalmayıp zayi olmasıyla
Gıyabi kabristanlara ektiği dağ lalesine
Fecr vakti oturan çiğ tanelerini toplayıp
Can suyu veren,
Pembe bulutlar topağı kalbine doldurulmuş
Gözlerinden kan rengi çise sızdıran,
Adımları toprağı incitmeyen
Koca devlerin imrenicisiyim.
Adımı söyleyemem efendi
Adım yok ki benim
Varlığımı bile münakaşa, abesle iştigâldir.
Tek vardan başka var,
Cürmünün aksi yansımasın diye
Fikrinin karasını aynalara çalanların
Lakırdısıdır.
Şamatalara ve debdebeye
Katarkt olmuş,
Grand tuvalet bir perde altında
Cafcafı sînesinden uzak tutan,
Lâci takımların ceplerinde
Ekmek ufağı ve darı taşıyanların,
Neşeyle koşarken sabiler
Yere düşünce yumuk elleri,
Yuvarlak dizleri kanamasın diye
Yerden çakıl ve diken toplayanların
Belki varlığı olmaz ama adı olur
Ben onların gölgesi olma niyazındayım.
Yeni yetme ceylanlar
Sütten kesilirde,
Dillerine pelesenk bir zikir ararlar.
O arayışlar bazen nihayetlenmeden
Bir kudurmuşun mızrağıyla sükun bulur.
Şükürsüzlükten korkar da feryat edemez
Anne ceylan.
Makus manzarayı seyreylerken
Rızkının yasını sahiplenen
Tortop ederek sıktığı pençesiyle
İntikam yeminleri eden aslanın davacısıyım.
Koca karınlı baylar itişirken
Balçık deryasında
Bir ak güvercinin kursağındaki
Buğday tanesi için.
Çamur sıçratırlar ak kanadına
Ak güvercinin.
Kirlenmiş günahsız, kendi günahı sayar
Söker de gırtlağını baylar sevinir.
Titreyen kızıl kursakta buğday tanesi ararlar.
Efendi, o kursaktan çığlık çıkmaz.
Ben günahsız ak güvercinlerin sesiyim.
Efendi! Bir baksana ellerim yok mu benim?
Bir taş savursam ya bu derin karanlık dehlize.
Çınlaması yükselse ya Hüda’ya.
Gözlerim var görürüm ya bu çirkefi,
Dilim var haykırırım ya her fırsatta,
Belki ellerimi farketmenin zamanı geldi.
Sen de katılırsın belki bana
Seccadesini koltuğu altına dürüp
Pusadını kuşanmışların vakarıyla.
İnna fetahna leke fethan mübina!
Mazlumlara ışık olmak umuduyla.
Efendi! Seninde adın sanın yok artık!
Hiç olmak neyimize yetmez?
İsmailî bir teslimiyet,
İbrahimî bir tevekkül,
Muhammedî bir yakarışla.
Haydi! Gayret kuşağını bağlayalım,
Sadrımıza dökülsün nazarı üçlerin,
Yedilerin, kırkların.
Gıpta etsin cümle melâike
Bismillah, Allah adıyla!
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.