0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
861
Okunma
Benim gecem
Hapistir, Duvar.
Rüya bile göremem
yasak, Gardiyanlar var.
Girmeden alırlar Gözkapaklarımdan onlar.
Ya Gündüzleri;
Kollarım Pusu’ları, Pusular beni.
Ben Dünyanın en büyük, en aydınlık, en modern, en insancıl, en Deli
Mahpushanelerinden biri.
Sefası mutlu, sarhoş bir Yargıç elinde Kadeh,()
yargılamış Kara Oğlan’ımı Set Yemeğinde adil Terazide;
"- Pezevenk" mi demiş, ne?
Hanımının yanında’
"- Bilmem ne Çocuğu!"
Anasına söverek;
„- O Kralsa bende İmparatorum!“ diyerek.
Birde, Cübbeni giyeydin ya, Mubarek.
Saldırgan Yargıç olsa bie,
Kanunsuz Hüküm.
Kör-Kör Parmağım Gözüne;
"- Güm, güm. güm, güm."
İnfaz!
Haksız Yargı’nın bile Af’fı vardır, gülüm.
Hakaret vede Nefs-i-Müdafa...
İnsaf!
Renklerin en Efe’si,
Acının Nefis’i,
Ölümün Yakışıklı’sı,
Masumun Kabadayı’sı,
Garibanın Baba’sı...
Ne Roman, ne Beyaz Perde, nede Şiir
anlatamaz seni,
bunu bil!
Çirkin, adil, yalnız ve sadık Sevgili.
Bulacağım o Yargıçın Kabrini.
Koyacağım Mezar Taşına,
Yılmaz Güney Anısına
Kara Kinaye Ödülü;
„Tek çiçekli, dim-dik diken Kaktüsü“
ve Su dökerek;
"-Destuuuuuuuuuuuuuurrrrrrrr!" diyerek.
sulayacağım Kabrini,
anacağım seni.
() Yumurtalık Savcısı Sefa Mutlu. GÜNEY (1) Şiirinden aynen alınmıştır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.