0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1459
Okunma

Bazen bir kitabın, en acı sayfası vardır
son söyleyeceğini ilk cümlede mühürlemişti hazret
her söze verilecek bir cevabı olduğundan
çağlayanlar gibi dökülüyordu
ağzından kırık dökük harfler
bu nasıl bir kalp kırmaktı böyle? Hem de derinden
onun ki alışkanlıktı sadece, ama
her defasında
sihirli bir tanımı vardı ve ismi de şakaydı nedense
lafa tabanca sıkmanın
cümleyi öksüz ve yetim bırakmanın
cazibesiydi sanki
ve hiç oralı olmuyordu söylediklerinden
Gayet pişkindi.
Duygu bağları dumura uğramıştı çünkü.
Kırmanın, pişmiş aşı sulandırmanın gayesi mi olur?
Dillerin ve hallerin artık sen olmaktan çıkmış
bozuk bir trajedi var karşımda
cansız bir heykel bir gibi duran.
Kırmızı insanın tansiyonunu etkilermiş, lakin
ben artık kravat takmıyorum.
Bayrağımız mı? Kanının rengi bendendir
hiç bu kadar öksüz olduğumu hissetmedim
teselliler bizlere armağan olması gerekirken
çok mu zordu?
Bilmediğinden çok,
Bildiğin kelimelerle can yakma
alışkanlığından,
vazgeçmenin erdemlilik olacağını
akıl etmek.
Çok mu zordu? empati kurup,
Kendini onun yerine koymak
Çok mu zordu?
Uçurumun kenarında değil
uçurumun bizzat kendisi olan
eylemin, gönlüne su serpip
elini uzatmak.
Ve buradayım diyerek
teselli vermek.
Soruyorum size?
İnsan,
Kendi gönül evinde,
Niye yalnızlık çeksin ki?
Yürek iklimi olmayanın, mevsimi de olmaz
giderken kendini de al götür ki ;
unutabileceğin yerlerde demir atarsın...
*
yusuferdoğan
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.