Suat Zobu ,
şiirin sahibi
27 Ekim 2017 Cuma 11:50:05
Çok teşekkür ederim sevgili Şair Dost. Evet dilimizin zenginliğini şiirlerimize yansıtmamız lazım.
Bizim orada kullanılan ama unutulmaya yüz tutmuş o kadar çok kelime var ki tüm Türkiye taransa binlerce kelime çıkar ortaya. İşte onlardan bazıları:
ÇORUM İSKİLİPTE KULLANILAN AMA MAALESEF UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ BAZI KELİMELER
A
A’lenmek: Eğlenmek, durmak, dalga geçmek, oyalanmak
Abariy: Hayret nidası
Abdesane: Tuvalet
Abdestlik: Banyo yapılan yer
Aboo: Hayret nidası
Ağa: Baba,
Ağca: Beyaz,
Ağnanmak: Yuvarlanmak, at, eşek gibi hayvanların yuvarlanması,
Aha: İşte,
Ahacık: İşte burda
Alaçık: Ağaç dallarıyla iskeleti kurulmuş ve çul kilimle örtülü çadır. (ALACIK)
Alma: Elma
Amaa: Şaşırmak
AMBAR: Hububat deposu,
Anadut: Buğday ve benzeri ekin destesini remorka veya başka bir araca yüklemede kulanılan üç kollu harman aleti. tarım aracı,
Annacı: Karşısı
Annacıma gel: Karşıma gel
Aş: Yemek
Aşamınan: Akşamleyin
Avu: Zehir
Ayakyolu: Tuvalet
B
Baba çıkasıca: Sinirlenilen kişiye söylenen söz
Badal: merdiven basamağı
Bahraç / Bakraç: Bakırdan küçük kova
Balak: Manda yavrusu
Baldırcan: Patlıcan
Bamiye: Bamya
Bardak: Çam ağacından oyulmuş 7-8 litrelik su kabı, seneğin küçüğü. "Eski çamlar bardak oldu" deyimi buradan gelmektedir. Şimdi ise bardak su bardağı-çay bardağı olarak algılanmaktadır. Su içmek için kullanılan bu günkü bardak yerine "TAS" kullanılmaktaydı,
Batman : Yaklaşık 20 Litrelik sıvı ölçü birimi,
Bayakdan: Biraz önce
Bazlama : Sacda pişirilen yuvarlak ekmek
Bekit: Kapat, ört
Belermek: Gözleri büyüterek öfkeyle bakmak,
BILDIR : Geçen sene,
Bıza' : Buzağı
Bi hapaz: Bir avuç
Bi dıhım : Bir lokma
Bibi : Uzaktan kadın akraba,
Bicimcik: Azıcık, az olan şey
Biçki : testere türü
Biley taşı : kesici araçları iyeleyen alet
BİZ : Delik delmeye yarayan alet,
Bostan : Kavun, karpuz tarlası
Boyunduruk : çift süren hayvanları birlikte yürüten ağaç çember
Boz : 1- sürülmemiş toprak, 2- Renksiz, gri renkte olan, Bomboz: Rengi atmış, Bomboz olmuş: Hastalıktan rengi iyice sararmış.
Böğür: Yan taraf, vücudun yan tarafı, böbreklerin olduğu kısım
Börtlekmek: Bir şeyi haşlamak
BÖRÜ : Zehirli bir örümcek türü,
Bucaklık: Evde kap kacak konulan yer,
Bugelek (g sağı n): Büyük baş hayvanları rahatsız eden, kanını emen, kolay kolay bırakıp gitmeyen, uçan bir böcek.
Bulamaç: Undan yapılan cıvık yiyecek
BUNDAN KEYLİ : Bundan sonra,
Buymak: Çok üşümek,
Büngüldemek: Suyun yerden fokurdaması,
Bürgü: Yemeni,
C
Cahal : Cahil, tam yetişmemiş, delikanlı
Camış : manda
Canavar: Kurt
Candarma: Jandarma
Cerek: Uzun ince ağaç, uzun boylular için de kullanılır
Ceyran : elektrik
Cıbır: Parasız, pulsuz
CILGA : Patika-keçi yolu,
Cıncık: Camdan yapılmış eşya,
Cırcır : Fermuar
Cızlavat : lastik ayakkabı
Cimciklemek : Çimdik atmak, çimdiklemek
Cirpeden: Hızlıca, birdenbire
Cof cof : Süs
Culuk: Hindi
Cuvara: Sigara
Cüce : civciv
Cücük: Civciv
Ç
Ça'al: Küçük taşlardan oluşan yığın.
ÇALHAMA : 1- Caminin yanındaki çeşme,
ÇALHAMA : 2- Yoğurtla ayran arası kıvamdaki yoğurt,
Çandı : Evin, ambarın köşesi
Çapıt : Bez Parçası
Çarkıt: Bozuk - külüstür,
Çatal kapı: Bahçeli evlerin dış kapısı
ÇEBİŞ : 1 Yaşındaki erkek keçi,
Çemkirmek : 1 . Birine karşı gelmek, sert cevap vermek. 2 . halk ağzında Köpek kesik kesik havlamak.
Çıngı: Kıvılcım,
Cıvıtmak: Oyun bozanlık
Çiğit : Çekirdek
Çilermek: Su sızması,
Çimmek: Yıkanmak
Çinilemek: Çınlamak,
ÇOR : Hastalık,
Çöğdürmek : küçük abdest yapmak (Özellikle çocuklarda)
Çöğmek: Yana yatmak,
Çökelik: Evde yapılan bir peynir türü,
Çömelmek: Dizlerinin üstüne çökmek
Çömütmek: Çömelmek,
Çördük : Armutun küçüğü
Çörtleğen / Çörten: Pınarlarda ve çatılarda su akan yer,
D
Dalmak: Bir yere girmek
Dam kürümek : ahırı süpürmek
Dam: Ahır, çatı
Darı : mısır tanesi
Demrağ: Egzema
Deze: Teyze
Dıldıbız : Fakir
Dibek : Ağaçtan yapılmış havan, sohu
Dinelmek : Ayakta durmak Dirgen : harmanda sapları yayan çatallı araç
Dolama : parmağın iltihaplanıp şişmesi
Donyağ: İçyağ - Çok soğu insanlar için de kullanılır -
Dölek: Düzlük,
Döş : göğüs
DÖVEN : Düven,
Duluk: Avurt
Duncukmak : Nefessiz kalmak, somurtmak,
Dürzü : (aslen bir mezheptir) aşağılamak için kullanılır
DÜVE : 1 Yaşındaki dişi inek yavrusu,
Düven : Harmanda traktör, at veya öküzle çekilen, ekinleri ezip saman yapmaya yarayan, aralıklarla kesici taşlar monte edilmiş kızak
E
Eci : Kız kardeş, bacı, abla,
Ecicik : Azıcık, bir tutam Ekti: Yiyecek konusunda yüzsüzlük yapan
Ellağam : Herhalde, galiba
Ellik: Ekin biçerken el parmaklarına takılan ağaç parmaklıklar.
Emişik: Bir memeden emen kardeş olmayan yavrular.
Emme : Ama
Emmi: Amca
Empirme: Kadın elbise kumaşı.
Enek : Misket, bilye
Enik: Kedi ,köpek yavrusu
Enteri: Zıbın , elbise
Erişmek : (meyvalar için) olgunlaşmak
Erze: Kapıyı kapalı tutmaya yarayan demir
EVLEK : Ekin ekerken ayrılan bölüm,
Evmek : acele etmek
Evrağaç/evirgeç: Ekmek çevirmeye yarayan uzun yassı tandır değneği,
Eyy: Efendim
Eze: Vücut, beden
F
Fağrimek : Yaşlanmak, ihtiyarlamak
Felfecir okumak : gözlerin fıldır fıldır dönmesi
Ferik : Piliç
Fırıldak: Oyuncak, kendisine güvenilmeyen, sahtekar
FİRİK : Kızarıp olgunlaşmaya başlayan buğday başaklarının ateşte kavrularak yenmesi,
Fişne: Vişne
G
Gabak : Kabak, kel
Galbır: Elekten büyük olan eleme aracı.
Gamaşmak : mayhoşluk
Gamyon : Kamyon
Ganara: Yemekten başka bir şey düşünmeyen işe yaramaz kimse, luzumsuz işlerle uğraşan
Garipsemek: Özlemek,
Gaste : Gazete
Gavillemek: Kararlaştırmak,
Gavurga: Patlamamış mısır, buğday kavurması
Gayillenmek: Kabul etmek,
Gayli : Artık
Gedik: Dişleri dökülmüş olan,
Gerneşmek: Gerinmek,
Gı : Erkeğin kadına seslenişi
Gıbraşma: Kıpırdama, hareket etme
Gıdık : Çene altı
Gıran giresice: İlenç (hastalık bulun inşallah)
Gıran: Toplu ölümlere sebep olan hastalık.
Gidişmek : kaşınmak
GOBEL : Erkek çocuğu,
Gocuk : kış giysisi
Godek / Gudük: Kısa
Göğ böğrülce : taze fasulye
Göğermek : yeşermek
Göğsemek : Hayvanların çiftleşmeye hazır olması
Gök: Yerine göre mavi-yeşil,
Göynek: Gömlek biçimli gecelik,
Göynümek : olgunlaşmayı da öte geçmek
Guguk : kuş türü
Gunnamak: Eşeğin, köpeğin doğurması,
Gurk: Yavru için yumurtaya basan ya da yeni civcivleri olan tavuk.
Guvermek: Yeşermek,
Güğüm: Bakırdan yapılan büyük su kabı, helke
Günnük : Yevmiye
H
HABE : Heybe,
Hağ: Sırtta taşınan büyük sepet,
Hamut: Çift süren öküzün boynuna takılır,
Hapaz: Avuç
HARAL : Büyük kıl çuval,
Hayat : avlu
Hazetmek / Hazitmek : Beğenmek, hoşlanmak
Heçlemek: Bozmak, atılacak hale getirmek, berbat etmek
Hedik : haşlanmış buğday
Hela: Tuvalet
HELKE : Su kabı,
Hergele: İşsiz sapsız, yaramaz insanlar için söylenen söz.
Heşlenme: Boşa gitme
Heyka : hikaye
Hırka: Eskiden kadınların giydiği folklorik bir giysi.
Hızar : ağaç biçen biçki
Hinkirmek: Sümkürmek,
Holluk : fol
Horanta : çoluk-çocuk
Hörüklemek: Bir şeyi ağzına kadar doldurmak,
Huysukma:Tedirgin olma, çekinme, huylanma
Hürü: Huri
I
Irakı: Rakı
Iramazan: Ramazan
Irbık: İbrik
Irza: Rıza
Isıcak: Sıcak
Islağaç : Yufka ekmek pişirirken çevirmeye yarayan yassı tahta
Islama : ekmek ıslama
Işgın: Fidanın sürgün kısmı - filiz,
İ
İBRİK : Abdest almaya yarayan su kabı,
İdare: Gazyağı ve fitil kullanılarak kullanılan camsız aydınlatma aracı.
İkileme : tarlayı ikinci kez sürme
İleğen : Leğen
İlergün/ürelüğün: Dünden önceki gün
İlistir: Delikli süzme kabı
İliye: Öyle değil mi
İrbam : İbrahim
İRİLİK : Samanın irisinin konulduğu yer,
İt dirseği : göz kenarında çıkan bir kabarcık
İya’ : Kaburga kemiği,
K
Kademsiz: Şansız, talihsiz, uğuru olmayan
Kaktır: İttir.
Kapçık : kabuk
KARAVUK : Baharda toplanarak yenilen ot,
Kaş : uçurum, tepe sırtı
KAŞIKLIK : Kaşık konulan askılı tahta kap,
Katık: Yoğurt, ayran,
Kaynata: Kayınpeder
Kekil: Yeni gelinlerin kulak yanlarında kesilerek şekil verilen saç
Kele: Pekiştirme sözü,
Kelem : Lahana
Kemre: Hayvan gübresi
KENDİGELEN : Yere dökülen tahılın ertesi yıl kendiliğinden bitmesi,
Kertmek : Oymak, işaret koymak Kes: Samanın incesi yendikten sonra, yemlikte kalan iri kısmı
Kesek: Tarlanın sürülmesinden sonra oluşan iri toprak parçaları.
Keskenmek: Atacakmış gibi, vuracakmış gibi yapmak,
Keş: Yağsız Peynir
Kımçıtmak: Keserken koparmak,
KIR : Yazı-yaban,
Kıran girmek : bitmek sona ermek, salgın hastalık
Kırık: Kadınların yabancı erkek dostu
Kırklık: Koyunların yününü, keçilerin kılını kesmede kullanılan bir tür makas
Kırkmak: Kesmek
Kırmaşmak / kıpraşmak: Kımıldamak,
Kısrak : Dişi at
Kıyak yapmak : İyilik yapmak, torpil geçmek
Kirez: Kiraz
Kişkişlemek: Kışkırtmak,
KOSTAK : Forslu olan,
Kömbe: Alttan ve üstten odun ve tezek ateşiyle sinide pişirilen mayalı çörek
KÖMÜŞ : Manda,
Kösüre : kesiçi araçları iyeleyen bir alet , bileği
KÖYNEK : Atlet yerine kullanılan iç çamaşırı,
Kumpir: Patates
Kuruluk: yüksekçe yer
Kuytuk : çukurca yer
Külek: Buğday ölçü birimi, kavanoz şeklinde kap, küçük yağ fıçısı,
KÜLÜK : Balyoz,
Küpür: Süpürünce çıkan toz toprak,
Küskü : sopa
Kütük : ağaç gövdesi, kısa, bodur
L
Türkçede L ile başlayan kelime pek yoktur.
LEĞEN : Abdest alırken suyun döküldüğü kap,
Lök: Gaz lambasının cam takılan kısmı
Löküs: Lüks( Gaz yakıtlı aydınlatma aracı)
M
Ma'da : başka
Madara: Rezil olma, alay konusu
Madeniz: Maydanoz
Mağza : bodrum kat odası
Mahana : Bahane
Mal: Büyükbaş hayvan
MALAMA : Savrulmaya hazır samanla tane karışımı yığın,
MALAMAT : Rezil,
MAŞALAMA : Bahçede sebze ekmek için ayrılan küçük bölümler,
Meccanen: Bedava, beleş
Meğsimek: Mühimsemek, önemsemek, drğer vermek
Merdimen: Merdiven
Misir: Mısır
Mostra: Gerçek, gerçek yüzünün ortaya çıkması.
Motur: Traktör
Mugallit: Komik hareketleri olan, güldüren kişi.
Musmul: Mundar olmayan - temiz,
Muzur: Yaramaz, yaramaz işler yapan
Münkürcü: İyilik bilmez , nankör.
N
Nacak: Küçük balta
N’oldum delisi: Konumu, durumu değişince havalara giren insan.
Nahal : Nasıl
Narasın: Ne arar (Narasın gız anam yok)
Niyittin : Ne yaptın
NODUL : Ucunda çivi olan sopa,
O
Ocaklık : eski evlerde ateş yanan yer
Okka: Bir kiloramdan biraz fazla ağırlık ölçüsü
Oklaa: Oklava
Okuma: Davet, davetiye
Omar: Ömer
Ö
Ödüm goptu: Çok korktum
Öğnük: Önlük
Öğörsemek : ineklerde çiftleşme arzusu
Öndere : Ucu çivili uzun sırık, övendere
ÖNLÜK : Kadınların ev işi yaparken önlerine taktıkları bez,
Örklemek : bağlamak
Ötüğün : Öteki gün, önceki gün
ÖVENDERE : Nodul,
Özemek: Bir şeyi fazla uzatmak, yoğurt vb malzeleri cıvıklaştırmak
P
Palaspandıras: Hazırlıksız, alelacele ile hareket etmek.
Pantul: Pantolon
Parpı: Şifalı çamur
Paya: Havalı, cakalı
Pece: Baca,
Peşkir : el havlusu
Pınsık: (Ateş için) Bir türlü alev almayan, habire tüten, pasif
Pırtmak: Hızlıca kopmak, ayrılmak, kaçmak,
Pinnik: Kümes,
Poğsumak : buharlanıp ıslanmak
Pörtleme : dışına taşma
Pu'ar : pınar, su yalağı, çeşme
Pürtük: Küçük parça
R
Türkçede R ile başlayan kelime pek yoktur.
S
SABAN : Çift sürmeye yarayan tarım aleti,
Sac ayağı :
Sacayağı: Üzerinde yemek pişirlen üç ayaklı demir
Saçkı: Tandırda yakılan ot,
Saçma : serpme
SAHAN : Tabak,
SAHANLIK : Tabak konulan yer,
Sallı : ağır
Sap yiyip, saman sıçmak: Ne dediğini bilmeden saçma sapan konuşmak.
Sap: Ekin sapı/iri saman,
Seğirt: Koş
Seki: Oturak,
Seklem (kıl çuval), silgi (banyo havlusu),
Sekmen: Zeminden 30-40 cm yükseklikteki yer
Sene: Yıl
SENEK : Çam ağacının kütüğünden oyulan, tarlalara su içmek için götürülen, yaklaşık 20 litrelik su kabı,
Senit: Üzerinde hamur açılan, meyve, sebze doğranan tahta tabla.
Sergen: Raf
Siğme: Akıtma, işeme
Sini: Büyük tepsi
Sinsin: Ateş çevresinde oynanan oyun
Sohum: Yufka ekmekten yapılan, sulu yemek almaya yarayan kaşık gibi parça
Sokranmak: Homurdanmak,
Soku: Bulgur, keşkek dövülen dibek
Sokum-sohum: Yufka ekmeğin kaşık gibi kullanılması,
Somak : Mısır koçanı
Sorutmak : Yüzünü ekşiterek oturmak
Söbe: Tam yuvarlak olmayan
Sündürme: Uzatma
Sütlük: Eskiden yemek, yoğurt ve yağ gibi yiyeceklerin koyulduğu yer.
Süzme : bez ile süzülmüş yoğurt
Ş
Şafak: Alın
Şaplak : şamar
Şepit: Bazlama ekmeği
Şıvgın : sürgün, ince dal
Şilepe : Yapış yapış
Şindi / Şindik: Şimdi,
Şipit: Terlik,
Şippedenek: Hemencecik
ŞİREVİT : Üzümlerin pekmez yapmak için doldurulduğu, çıkan şıraların alt yanındaki bir delikten boşaltıldığı ağaçtan yapılma V harfi şeklinde olan 2,5 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğine ve 80 cm yüksekliğinde at arabası veya kağnı ile taşımaya uygun, üstü açık olan depo,
ŞİŞEK : Kısır koyun,
T
Talla : Tarla
Tas: Bardak anlamında da kullanılır,çukur tabak anlamında da
Tataram: Üşütme sonucu mide ekşimesi, mideyi bozmak, kusmak
Tavatır : Çok iyi, güzel
TEKECEN : Baharda toplanarak yenilen ot,
Temek : Ahırdan hayvan dışkılarının atıldığı delik, küçük pencere,
Tengdirmek: Ortadan kaybolmak, ölmek, elden çıkarmak
Tepik: Tekme
TINAZ : Saman yığını,
Tınaz: Harman düvenler tarafından dövüldükten sonra yığılan saman ve tanelerin karışımı olan yığın.
Tıngır: Kova,
Tokaç: Çamaşır yıkarken ,çamaşırları dövmeye yarar ağaçtan gereç
TOKLU : 1 yaşındaki koyun yavrusu,
Tomruk : kalın ağaç
Topalak: Domates
Tuğmen: Kuşlarda ibik,
Tummak: Suya dalmak,
Tumman: Eskiden bezden yapılmış genelde kadınların giydiği pantolon biçimli giyecek,
Tülemek: Kuşların tüy çıkarması, mecazi: maddi bakımdan iyi duruma gelmek,
TÜNEK : Tavukların tünediği yer,
U
Uçuklama: Dudakta kabarcık oluşması
Uğra: un
Uğrün uğrün: Gizli, gizli
Urba: Giysi
Ü
Üç etek: Folklorik giysi ,setilyon
ÜLEŞ : Pay,
Ünnemek: Çağırmak
Üreluğün: İleri gün, geçen gün,
Ürümek: Havlamak(köpek ürüyor derler)
Ürüya: Rüya
Ütelemek: Tavuk, hayvan tüylerini ateşte yakmak, ot/ekin dallarını ateşte yakmak,
V
Verep: Yamaç,
Y
YABA : Harman savurmaya yarayan tarım aleti,
Yad: Yabancı ,el
Yal: Kedi ve köpeklere verilen un ve su karışımı yiyecek.
Yalak : hayvanların su içtikleri kap
Yalık: Mendil ya da iş yaparken boyuna bağlanan bez
Yapak: Bayanlarda saçların taranmamış hali, yapaklı
Yavsu: İnek at gibi hayvanlar üzerinde yaşayan bir asalak canlı.
Yaykamak: Çanak , tabak gibi kaplara su tutmak, durulamak.
Yazı: Tarla - yeryüzü,
Yelikmek: Şımarmak
Yellenmek: Yokuş aşağı iniş esnasında hızlanmak, ayrıca gaz çıkarmak
Yel-yepelek: Hazırlıksız alalacele hareket etmek
YEMLİK : 1- Baharda toplanarak yenilen ot,
YEMLİK : 2- Hayvanların yem yediği oluk,
Yırak: Uzak,
Yiğnik : hafif
Yirik: Yırtık
Yoha / yuha: sığ
Yoz: Yabani
Yumak: Yıkamak,
Yunacak: Pis, dinsiz,
Yunmak: Yıkanmak-çimmek,
Yüklük: Evde yatak yorgan konulan yer,
Yülümek: Kazımak, tıraş etmek,
Yüssük : Yüzük
Z
Zabın : Fakir, çaresiz
Zağar : köpek
Zeklenmek : Alay etmek, alaylı taklit yapmak,
Zevzek: Geveze
Zı’armak: Oyunbozanlık,
Zıbın: Kadınların giydiği basma entari
Zıkkım : zakkum
Zımzıklamak : Yumruklamak
Zırzop: Elde avuçta durmayan insan.
Zikke: Hayvan ipi bağlamaya yarayan demir kazık.
Zilli: Biraz hareketli ve oynak kız çocuklarına söylenir.
Zoba : Soba
Zopa : Sopa
Zükkem: Nezle
.
Selam ve saygılarımı yolluyorum.