1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1022
Okunma
Yontulaydı zaman
Belki pişerdi alaz közüne
Mazgalından buharlaşan şehir
Işıdıkça küçülendi gergefte
Kendire örünen mevsim
Nasılda akışır hali dünya küfüre
Terkledi sokakları iskemleler
Diz çöktü obaya bir acayip yalnızlık
Taneleri terleyince buğdayın
Sarsıldı uzun gölgeler yeşerdi umut
Hüküm sürdüğünde şatafatlı sözler
Ağlayan suratlara küfürdü şiir
Yeni sabaha eriyen son yıldızla
Ninova’ya taziyede rüzgâr
Sesinde ağrıdı sığırcık kuşu
Boğulduğunda sessizliğine Fırat
Kafam bozuk küfrüm yollara
Cahil tartaklayan kızıl medresede
Usum davetsiz gelişinle linç
Süt kalede oturan ay şahit
Zulmüne ser hoşum her dem sesinin
Denkler ki göçe hazır eller katledilmiş
Arifesinde sürgün ilahiler
Ürüyor Dicle namludaki kurşuna
Musa, Nuh firavunlar kol kola gaspçı
Ey ayetlere sığmayan yeşil zakkum
Sarılır ninniye dili bal melek Tavus
Gırtlağım böler kâbus kılıcı
Ölüm yaşlı değilken diclede
Mezopotamya da ağzı salyalı it küfür
Ağzı çıplak hançeri boğulur kanımda
Yanı başımda ölüm elçisi Azrailin
Fersiz gözler tanıdıktı gözlerime
Şarbon uyur Hanyanın kutsalı laleşte
Diz çöktürdü iniltisi şehrin dağlara
Dağlar ki usu kirlilere küfür yetiştirendi
5.0
100% (2)