2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
2234
Okunma

EY ÖZGÜRLÜK!!!
gözleri kan çanağı
saçlarında kurumuş kan
yine de tükenmişliğine inat
acı bir tebessüm yerleşmiş
gamzelerine
daha on yedisinde
dik durabilse selvi boylu
yağız delikanlı
üstüne iki beden büyük
rengi solmuş parkası sırılsıklam
kırılmış kemiklerine
siper ettiği kolları
yılgın ve yorgun
gecenin bi yarısı
saat eti kemik geçiyor
damlıyor tenden saniyeler
tıslamayla karışık ıslık tutturmuş
çalıyor ha bire
çarpıyor duvara
bir de celladının suratına
ey özgürlük!!!!
Duvarların nemi
yakıyor ciğerini
sidik kokularına karışıyor toz duman
kesik kesik öksürük nöbetlerinde
kemiklerini sızlatıyor rutubet illeti
son demlerini yaşadığını bile bile
gülümsüyor celladına
ne zaman bellli
ne mevsim kör kuyuda
iklim her daim zemheri
işkence sonrası cehennemin en dibi
kahpenin dölü almış emri
pervazsızca savruluyor coplar
ne sınır
ne vicdan biliyor piçin önde gideni
utanç duvarı
yutuyor inlemeleri
yanıp sönen lambanın altında
vatan yükü gencin çelimsiz umuzunda
tek suçu özgürlük
bağımsızlık söylemi
vatan aşkıyla
savunduğu ideoloji yüzünden
çekiliyor fişi
dilinde söndürülürken cigara
ıslak taştan zemine yığılıyor
un çuvalını çekercesine
sürülüyor bedeni
kan kokusu sarıyor havayı
boşalıyor üstüne buz gibi sular
sıtmaya tutulmuş, titriyor bedeni
yılmıyor
söylüyor türküsünü
veda ediyor özgürlüğüne
son nefesinde bile
vatan düşmüyor dilinden
gönlünden
gözlerinden!
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.