En çok sevdiğini ararmış gözler
Belki bir yolun sonunda, belki
rastgele bir insan gülüşünde…
Yine bir çift kavgada ismimi unuttum
eşek sudan gelinceye kadar elleri vardı adamın
boylu boslu çocuktum biraz daha
zaman kok(p)ardı saçlarım(ı)
eşek sudan gelinceye kadar elleri olan adam
ismimi bilmiyordu, anamı
babamı tanımazdı
ama fi yıldır pazarcı gibi küfürler satıyordu
anama avradıma yetişemiyordum
sayı saymayı ya unuttum ya da
yirmilik dişlerim henüz çıkmamış
olabilirdi…
ala ben kopardım beyaz gömleğin düğmelerini
çünkü rengim artık bedenime sığmıyordu
acımtırak sıvı dolaşıyordu damarlarımda
kafam Kızılırmak girdabıyla dolmuştu
ve b
aşka dilde akan gökyüzü gözbebeğimde
gözlerim büyüyor
dünya küçülüyordu
dünya küçülüyor gözlerim büyüyordu
fizik kanunu koyucu nezaketiyle...
eşek sudan gelinceye kadar elleri olan adam
sınıfa girdi, gözümün içine baka baka
“aydınlık ortama girdiğimizde gözbebeğimiz
küçülür, karanlıkta ise büyür” neden? dedi:
"çünkü tüm karanlıkları giymişsiniz,
ve ben hiç bir şey göremiyorum;
o halde gözlerim büyümüş olmalı,
birazdan kalan son damla ışıkla da
yere düşeceğim, akabinde gözlerim küçülecek
ve it yasasında büyüyeceğim” dedim mi ?
dedim avına doymamış mikroorganizmalar gibi
etrafımı sardı düşünen tanrılar alıp götürdüler beni
ısınan cisimler ülkesine…
eşek sudan gelinceye kadar elleri olan adam(lar) ...