1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
456
Okunma

Bana...
Sen öğretmiştin sevmeyi
Sevilmenin
en naif suhuletini
Kalbi hassasiyet ve ruhi
rikkatin önem ve ahengini
Bilmenin, tanımanın,
anlamanın en zarif derinliğini
Hiç bilmezdim,
sual etmezdim, bilinçaltında
ne varsa onunla yetinirdim
Karanlıklar içindeydim, şemse,
mah’a bakarken fark etmezdim,
korkular içinde
cür’et edecek kadar cahildim
Seni tanıdım,
ikinci kez doğmayı yaşadım,
tuval üzerine çizerken,
suyun yüzeyine yazarken,
neyzeni dinlerken, hanendeyi işitirken,
Arifin meclisinde hakiklatlerle yüzleşip,
gözyaşlarımla titrerken ne çok hüzünlendim
İçtiğim...
Badelerin
sihrinde kaldım
Arzular hülyasında
bir ömür yandım
Tutkuyu bir şey sandım,
avunmayı gaye yaptım
Cezbine kapıldığım dilberle
sabahlara kadar şakıdım
Döşeğimde titrerken, nefes
nefes kalırken, hıçkırıklar
içinde ağlarken uyandım
Demek ki ne mazluma inandım,
ne mağdura baktım,
ben hakikaten insan mıydım
Halim...
İçin Nevbahardır ateş
Zihnim ve sefil
Ahvalim niçin bu kadar keş
Sanki katledilenler
insan değil adeta bir leş
Her yanımda titreten bir hakikat var
söyle hangi imkandır
hesapsız ve beleş
O gün karşına çıkacak olan nedir,
Ne Araf, ne de Berzahtır
seni kurtaracak bahanelerin ey kardeş
Mustafa Cilasun
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.