0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
533
Okunma

Rahip...
Endişe içindeydi
Pazar günkü ayin için son çareydi
Nasıl olsa günah çıkartmaya gelecektir dedi
Failin kim olduğu ve böyle bir cinayeti niçin işlediği belli değildi
Zavallı kadın ve iki çocuğu dağ evinde perişan haldeydi, kadına tecavüz edilmişti
Çocukların ve kadının çok mücadele ettiği belliydi, her yerde kan izleri ve yaralar gözler önündeydi
Yabancı bir kişi bu cinayeti işlemeye cesaret edemezdi, çünkü bu civarda böyle bir suçu işleyenin affedilmesi mümkün değildi
Elbette...
Anılar bizleri bırakmaz
Biz bir zaman hatırlamasakta onlar unutmaz
Yaşanmış olan ne varsa idrake konu olmuşsa kurumaz
Sararmış her kare fotoğraf, her ne kadar kendini bırakmışsa da, bilinçaltı soldurmaz
Önemli olan asude buluna, suhulet içinde yaşanmış, naifliği içinde barındırmış, talı bir hüzün, hicranı sessizce bırakmış olanlardır
Bir..
Mektup verdiler elime
Al oku bizde dinleyelim dediler
Dikkat kesilmişti meraklı gözler, teşvik eden sözler
Gençler, hasreti umut yapmış ümitler, gözleri nemlenen anneler
İşte o an içinde zamanı yaşatan, ruhun hicranını anlatan, telaş içinde heyecandı bekleyen gözler
Mektup el yazısıyla yazılmıştı, besmele, hamt ve selatü selamla başlamıştı, adeta eski bir yazıydı
Yıllardır haber alınamayan, ne kadar uğraşılsa da ulaşılamayan, gurbette çalışmak için vedalaşan bir insandı
Lakin henüz alışmaya, yeni yeni ısınmaya, garipliğini atmaya başladığı günlerde, hiç beklemediği saatte iftiraya uğramıştı
Kolluk kuvvetleri gelip almış, nezarette yatmış ve mahkemece hemen tutuklanarak ceza evine yatırılmıştı
Ceza evi çok uzaklardaydı, zavallı yokluk içinde yaşayan vicdandı, orada başına gelmedik dram, trajedi kalmamıştı
Tam on üç yıl sonra masum olduğu anlaşılmıştı, hastalık kapmıştı, takati kalmamıştı, son demlerini yaşayan hicrandı, son ümit olarak hastahanede bir arkadaşına bu mektubu yazdırmıştı
Mustafa Cilasun