5
Yorum
16
Beğeni
0,0
Puan
1433
Okunma

İnandığım her şey
Yavaş yavaş parçalara bölündü
Önce senli anılarım
Sonra gözlerin
Öldükçe bedenim bıraktı seni sevmeyi
Kalbimin küfleri içinde yavaş yavaş kayboldun
Sen hala beni sevdiğini sanırken
Ben çoktan kara trenlerin kirli vagonlarında
Senin olmadığın şehirlere giderken kalbimi parçalıyordum
Boğazıma düğümlenmiş yumruk büyüklüğünde ki beddualarla
Mavi sabahlar griye dönüşürken
Turkuaz renkli yıldızlar kaybolmaya basladı senli göğümde
Aklımın alamadığı acıları yüreğime yüklediğimde
Gözlerim çoktan bir bilinmezliğin hiçliğinde kayboluyordu
Yaralı cesedimi örtmek yerine
Anadan üryan bir halde kalabalıklar içinde yürümeyi deliliğime vermiştim belki de
İşte o yüzden Azrail’e kızmam boşuna değildi
Ben doğduğum günden beri beni kim gördü
Hangi kahvenin eskimiş kırık bir sandalyesinde unutuldum ben
Kimse kandırmasın beni
Ne kadar uzaklara gitsem de
Ben hala olduğum yerde kendi Cehennemimle baş başayım
Yakası kirli gömleğim kefenim olurken
Hangi kadının koynunda sabahladığım dan kime ne
Sahi sevmek ölmekten daha mi güzeldi
Yoksa ölmek sevilmemmekten daha mı güzel
Artık zamanın da önemi yok
Sevmenin de...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.