1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1202
Okunma
Bir sandalye çek otur,
Hüzün baş köşede, sen şöyle buyur;
Estikçe gürleşen yel,
Kederdeyim, beni dürten el...
Türküleri, hep bilinmezler çizer;
Sevilenler, her daim bilinmezler...
Müjde gibi, sevilene uzatılan mektup;
Senin ne haddine? ey meczup!
Limandan seyrelen, seyrek dalgalar
Boşluğa sürüklenen, çaresiz kayıklar;
Nefesinin notasında, şarkı besteler
Ayrılığın kışlasında, şüheda bir asker...
Benim cüssem ne ki, seveyim!
Uzunlar diyarında, yaşayan cüceyim
Çelik pençeli kuzgunların yemiyim
Körelmiş aşktan, ip ince bileklerim...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.