2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
845
Okunma
Sis sen ve şiir
Sislerin içinden güneşe doğru yürüyorum
sen de ordasın
hayal meyal görüyorum seni
sonra bir dalda tünemiş iki serçe görüyorum
uçmak istiyor biri
uçamıyor
sonunda düşüyor yükseklerden
say ki o benim yaralı yüreğim
orada öyle duruyorsun
anlamıyor musun
şiirlerim kanıyor
canım yanaraktan
kalbine girebilmem için benden vize istiyorsun
öz yurduma benim öz yurduma
yasaklar getiriyorsun
oysa yasakladığın ben
bir zamanlar peşinden koştuğun ben
şimdi sen
çok uzaklarda virgülsüz noktasız bir cümleyken
dönemem ki sana
aramızdaki o sis kaybolmadan
mümkün mü buluşmamız
uzattığım ellerim boşlukta
belki bir asır önceden
halâ ilk günkü gibi yaralı
sislerin içinden güneşe doğru yürüyorum
sen de ordasın
aşk kement olmuş bağlanmış ayaklarına
oysa ben senden sevgi istiyorum
artık geç desem de
aramızdaki mesafe bir adımlık
aylar birbiri ardından geçiyor
her aydan o ayın çiçeklerini topluyor
kitaplar arasında kurutuyorum
tek yaşattığım
canlı tuttuğum çiçek giderken bana bıraktığın hüzün çiçeği
bir tek senin bıraktığın hüzün çiçeği diri
onu göz yaşlarımla suluyorum
haykırışlarım hıçkırıklarım herbiri kanayan bir şiir olup
karışıyorlar ses dalgalarına
yankı yankı bana dönüyorlar
sislerin içinden
bir yol bulup güneşe doğru yürüyorum
farkediyorumki artık orda değilsin
avaz avaz ağlıyorum
niye niye diyorum
tam da Tanrıdan icazet almışken
daldaki öteki serçe de düşüyor
güneş doğuyor
doğuyor ama bir yandan da kar yağıyor
işte öyle bir gün
bense köze düşmüş kelebeğim
uçmak istiyor uçamıyorum
bir günlük ömrümü sana adamışken
sen orda yoksun
şiirlerim yanıyor
12/Ekim/2011/Çarşamba/Bodrum
Yüksel Nimet Apel
5.0
100% (3)