8
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
857
Okunma

Derler ya hani ’’insan kendi kaderini kendi çizer’’ diye. Bu da benim kaderimi çizdiğim günün yani hayatımın değiştiği günün hikayesi.(Bundan böyle hep yek hep tek başıma dere tepe dümdüz kendi yoluma yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda bundan böyle Aşkım mevlamdır kanmam yalana..( ÖZLEM TEKİN)
Sabah saat 05.46
Soğuk, sisli, nemli bir gün
Ve boğuk kokuyor hava
Karayelden esiyor, üşüyorum
Oturuyorum, duvarları sessizlikten inleyen
Karanlık sessiz birkaç yüzyıllık
Tozlu, kara tahta banklarında
Karlstad istasyonunun
Köşede alabildiğince sinmiş,
kasketini bir an çıkartmayan,
Annesinin eteğine sıkıca tutunmuş çocuk,
Bakıyor ve seyrediyor beni korkak bir eda’yla
Üşüyorum,
Yağmur yağacak belli,
Romatizmalarım azdı yine
Biraz sonra bineceğim perondaki trene
Trenin beni götürdüğü yere, bir bilinmeze
Hüsranlarla, kaygılarla
Kavgalarla, zararlarla,
Kısacası aşklarda ama aşksızlardayım
Her sevdada gönül alıyor bir yara
Diğerleri gibi başladı ve bitti bu da
Her gelen bir şeyler götürürken benden
Bakıyorum ardından parçalanan yüreğimin
hiç ses etmeden…
Akıp giderken günler ellerimden göz göre göre
Seyircisiyim adeta ardından bakan boş gözlerle
Trenim kalkıyor birazdan bir bilinmeze
Bende bir bilet aldım gidiyorum, o ’’ bilinmeze’’
Gidiyorum beni götürdüğü yere
Biliyorum kalacak burada bir yanım
Elveda dostlarım,
Elveda düşmanlarım
Elveda canımı taşıyanım
Elveda güzelliği bana yaşatan bütün aşklarım
İki arasında kaldım nemli bir zamanın
Kalmak için bir sebebim yok anlayacağın…
Eylül -1999
5.0
100% (3)