0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
885
Okunma
Yedi göbekten İstanbul’luyum
adımı Martı koymuşlar
eski viran satılık bir köşkün kayıkhanesinde
unutulmuşum
ben ikinci eşten son torunmuşum
öyle diyorlar
evin kızı büyüdüğünde birini sevmiş
yabancı bir gençmiş
evin kızı maviyi çok sevdiğinden
ve de delikanlının gözleri mavi ya
adımı mavi martı koymuşlar
yıllar ve zaman
silmiş maviyi
Martı kalmış soluk cansız bedenimde
oysa eski bir emektarım
bu gözlerim neler gördü neler
evin nazlı mı nazlı kızı yabancıdan hamileydi
adam habersiz bırakıp gitmiş kızı
kızın despot babası
apar topar uzaktan bir akrabasıyla
evlendirmiş
öyle duymuştuk
evin bir de cici oğlu vardı
satıp savurdu köşkü
şimdi bilen yok nerededir nicedir
adımı koyan nazlı kız beni sever okşardı
dökülünce boyalarım giyer tulumunu
boyardı beni maviye her seferinde
eski İstanbul hatunları
küçük su çayırına gezmeye gider kayık sefaları yaparlarmış
şemsiyeli feraceli hatunlar
ne zormuş o yıllarda birine sevdalı olmak dersek yanılırız
oysa bizim mecburiyetimiz yok gizlemeye saklamaya
sen karanlığın sancılı prensesi olmayı yeğliyorsun
kimin ruhunu taşıyorsun
eski viran satılık bir köşkün kayıkhanesinde unutulmuşum
kendim için bir şey istiyorsam namerdim
paşa zademin hisleriyle hisleniyorum
şimdi hep düşünüyorum
gidenler mi kalanlar mı unutulur
26/Ağustos/2013/Pazartesi/Bodrum
Yüksel Nimet Apel
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.