1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
772
Okunma
Ve bir kadının saç telleri arasında dolaşan firketelerdi hayallerimiz...
Ne umutlar bıraktık;
Dert ortakları saydıkları,
Sidik kokan birahanelerin o dudak kırmızısı ahşap masalarında.
Vurdumuz duydukça insanları,bulutları,yağmurları;
Yıldırımlar yağdırdı;
Ölüm korkusunu ürpererek hissettiğimiz turuncu gecelerde,
O ’’Yüce’’ dedikleri Tanrı...
Kapı zilleri,işkence aletlerine dönüştü yaprak yaprak,
Ve beş parasızlık konuldu ceplerimize uyku vakitlerimizde.
Üç beş parça ekmeğin tadını bile alamadığımız ,
Kurşuni renkleri hissettik ense köklerimizde.
Masmavi bir gökyüzü diledikçe,
Güz karası bulutlar kucaklar oldu gün ışıklarımızı,
Ve ekmek derdine düştük hafta sonları.
Biz aydınlattıkça masa lambalarımızı;
’’Yüceldi’’ gece yarıları ve kilise çanları.
5.0
100% (3)