1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
627
Okunma

ruhunun susuzluğuna çözüm arıyordu
mısraların labirentlerinde
birileri mutlaka birşeyler yazmıştı
kendi kaleminin yazamadığı
binlercesi çözümlenmeyi bekliyordu
hece hece bilmece
sayfa sayfa karanlık
avuç avuç gri
ümitvar birşeyler diyordu
ne olur birşeyler yazın ümitvar
kirpiğinden süzülen damlada
asılı kalmıştı bir sevda
dost çelmesiyle düşmüştü
yolunu kaybeden bir gölge
özlenen hep geçmiş
beklenen hep gelemeyecek olandı
isyanın sesi hep yüksek
adaletin sesi hep kısıktı
yüceltmek için kendi varlığını
hendek kazıyordu küçümsediklerine bir kalem
daha önce yazılanları bilmeden
’pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
bir çalım bir kurum hepimizde ’
’ağır ağır çıkacaktı merdivenleri’
umarsızca ezdiği filleri göremeden biri
’eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak’
ve göğe uzanıp dokunacaktı yıldızlara
savrulurken boşluğa ayağındaki toprak
’akşam erken iniyor’du buğulu yüreklere
’üzgün kentler aranıyordu ayrılıklar için’
sokak lambalarının ışığında
kendini bulma çabasına dönüşüyordu efkâr
’kaldırımlar içimde yaşayan bir insanlık’
ne için yazılırsa yazılsın
bütün şiirlerin yolu aşka çıkıyordu
ateşi güle külü ateşe döndüren
o kadar da emindi ki kendinden
’İbrahim’in atıldığı kor benim...’
yağmur yağıyordu çisil çisil
şiirlerden uzaklaşıp açtı pencereyi
buruk bir tebessümle mırıldanıyordu
gözüne kaçan damlaları silerken
bizi ’böyle havalar mahvetti’
3mart
5.0
100% (2)