9
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1775
Okunma

Bu hikayeyi bilmeyen var mı acaba?
Anne,baba,çocuk ve Büyükbaba....
İhtiyar hayat gereği oğlunda kalmakta
Oğul babayı,kendince korumakta
Gelin ki bu hikayenin baş kahramanı
Çektirir babaya vermez amanı
İhtiyar yaşı gereği elleri titremekte
Elinde ne varsa yere düşürmekte
Kırılan tabak ve bardaklara kızmaktalar
Yığılan hesabı haneye yazmaktalar
Yeter artık dedi gelin,bıktım babandan
Utanır oldum elden,günden, yabandan
Düşünen oğul çareyi bulmuş anında (!)
Ayrı sofra konulur,ne işi var yanında
Hele birde tabaklar olursa tahtadan
Bütün mesele kalkardı öylece aradan...
Bir kütüğü işleyip,oymuş derince
Bırakmış odunu, tabak şekli verince
Zorlu günler böylece gelip geçmiş
Dede,yemeği ayrı,suyu ayrı içmiş
Bu duruma torun anlam veremedi,
Dedeyi sofrada neden göremedi?
yaşanan olaylar üzerdi torunu
Nasıl eder,nasıl çözerdi sorunu
Kadın,kocasına bağırmış bey,gel hele
Yavrumun elindekiler de ne öyle
Çocuk oturmuş yere,tahta oymakta
Birini bırakıp,öbürünü koymakta
Anne-baba şaşırıp bakmışlar çocuğa
Alındaki terler dönmüş boncuğa
Beklenen soruları beraber sormuşlar
Bıçak ve tahtayla ne yapmaktasın?
Niye o tahtaları öylece oymaktasın?
Küçük yavru vermiş o güzelim cevabı
Sizlerde yaşlanınca bu tabaklardan yersiniz
Beğenince bana bol bol dua edersiniz...
Anne-baba verilen cevaba şaşırmışlar
Pişman olarak,koşup ihtiyara sarılmışlar
Selim ADIM