Yeryüzü serüveninden hayata başlayan
Sırat köprüsü üzerinde ayağı kayan
İyiyisi kötüyü bilipte sözünde durmayan
Karanlıklarda durarak yolunu bulamayan
...
Devamını oku »
Üstüne ağır sözler yükledim.
Siyah yalnız kalmasın diye,
Beyazı da ben uydurdum.
Saç tellerinden sevgililerin,
...
Devamını oku »
Levha-i ömrüme –yalan- yazsınlar
Nasırlı omzumda asırlık ağrılar
Sıtmalı çocuk gibi titriyor bedenim
Taşralı yüzümde miadı dolmuş yorgunluklar
...
Devamını oku »
Bu tohumlardan birisi; toprağa değince, zıpladı ve ağaç (ana’sın)dan ayrıldığını; artık, tek başına olduğunun “VARLIĞINI ve BEN’liğini!” hissetti.. Önce, şaşkınlığını yendi. Sonra; içinden gıcıklayarak gelen bir dürtü ile daha önceden bilmediği bir yola girdi ve ilerledi. İlerledi, ilerledi!..
Bu yol; uzun ve zahmetli, menderesler çizerek ilerleyen.. bir serüven ve bitmez bir macera idi. Üstelik, başına nelerin geleceğini de hiç bilmeden ve düşünmeden!.. Günler boyunca; gitti de, gitti... Nihayet, bir gün; önüne çıkan bir engel yüzünden son durağına geldiğinde, yine; yeni ve bir büyük şaşkınlık yaşadı. Çünkü burası; varlığında ve benliğinde farklı bir şeyleri, ikinci defa hissettiği, yine ayni “HİSLER”di.
Tohum düşündü; yoksa, yıllar.. yılı, hiçbir yere gitmemiş miydi? O zaman, yaşamış olduğu; “sevinçleri, hüzünleri, acıları, dertleri ve kederleri!..” neden hissetmişti. Şaşkınlığını, bu duygu seli ile yenmeye çalışırken.. çok sert esen bir rüzgarla, kendine geldi. Çünkü; sert bir yere çarparak, kendinden bir şeylerin kopup gittiğini anladı ve dikkatlice bakınca da.. bunları tanıdı. Bunlar, yıllar öncesinde kendisinin; “varlığını ve benliğini” ilk defa hissettiği, o; küçücük “tanecikler ve hayat tohumlarıydı!..” Yani; “kendisinin aslı” veya “tâ, kendisi olan tohumları idi!..”
B İ R T O H U M’ U N, S E R Ü V E N İ…
...
Devamını oku »
DALGA DALGA OLALI BÖYLE ÇAĞLAMADI.
GÖKTEKİ BULUTLAR BÖYLE AĞLAMADI.
SEN GİTTİN YA BU DÜNYADAN,
GECELER GÜNDÜZ OLMADI.
...
Devamını oku »
Ve üşümek istercesine ellerim bırakmıyor kayalıkları,
Ayrılmıyor gözlerim sisli ufuklardan inatla,
Hasret soluk soluğa, dur durak bilmez,
Dur durak bilmez ağaran saçlara sorulan sorular,
Zaman ve mekân tanımayan fırtınalar,
...
Devamını oku »
bak, gökyüzüne döndüm avaz avaz seslendim sana
duymadın, hissetmedin, gelmedin...
artık yoksun, ben de yokum zaten, kayboldum yine bu ıslak şehirde.
...
Devamını oku »
Üstüne ağır sözler yükledim.
Siyah yalnız kalmasın diye,
Beyazı da ben uydurdum.
Aşkı ben bulmadım ama,
...
Devamını oku »
Merhaba ile, başladı serüven
Aşk bizi, önüne katıp yürürken
Sevda akıyordu, sözlerimizden
Dünsüzdü yarınsızdı, bu serüven
...
Devamını oku »
Kimi zaman
hiç tahmin dâhi edemediğim
anlar gelir çatar...
Öyle ki,
on beş dakika,
...
Devamını oku »