Bu şehir tövbekar,
Üzülme dostum,
Herşey bir kıpırtıya bakar,
Nefes alıyorsun boğuk boğuk,
...
Devamını oku »
Düşüren sen oldun dinle dur hele
Gayrı sana dönmem yalvarsan bile
Bakışın felaket sözlerin zehir
Sende yanacaksan yansın bu şehir
...
Devamını oku »
Mahşerde defterin açıldığı gün,
İşte o gün övün, mehmedim övün!
Orada olacak esaslı düğün,
Bilecekler, mehmet doğruyu sevmiş.
...
Devamını oku »
Bursada her adım efsaneyi andırır.
Zaman mefhumu yok olmuş, anı saklıdır.
Ceddimiz candan kucaklamış toprağı, taşı.
İhtirasın nurdan izleriyle dolu bu maneviyatı.
...
Devamını oku »
Eğer bu şehir doğup büyüdüğünüz bir yerse, hayatınızı örerken kocaman düğümlerin atıldığı bir kent ise, ayağınızı o kentin herhangi bir noktasına sağlamca basarak hayata oradan yükselmişseniz, bu şehre bakmak biraz da aslında kendimize bakmaktır.
Kendimize, doğma yerimize, hayatımızın önemli bir kesitine.
Bazen şehrin sizi içine aldığını fark ederek, bazen siz şehri içinize alarak eğilip derin derin bakmaktır, bu bakış içinizde büyük gelgitler oluşturan çoğu zamanda sizi sarsan bir bakıştır, güzelliklerle keşkelerin ayağınıza dolaştığı bir sarhoşluktur da aynı zamanda, ben, bu şehre uzaktan bakarak, aslında çok yakınıma, belki de içime bakıyorum, akşam karanlığında ufki noktadan şehri terk ederken bir minik çocuk, hep birden şehrin ansızın yanan ışıklarını hatırlıyor; o yıllar kesintisiz elektriğin bilinmediği yıllardır.
Çoruh Nehri'nden elde edildiğini bildiğim; ancak, her gün akşamları iki saat yakılmasına müsaade edilen yıllar, ufki çizgide son ışık kaybolurken içimin bir anda hoplaması ile birlik derin bir hüznün de aynı anda içime çöktüğünü hatırlıyorum, bir yerden hele bir de merak etmiş sevmişseniz, oradan kopmanın ne anlama geldiğini galiba ilk kez o gün anlamıştım, oysa hepsi-topu üç saatlik bir zamandı şehir diye gördüğüm yer, o gün anladım ki; ha bir parçanız kopmuş, ha bir yeri terk etmişsiniz, bedeninizde bir parçanın kopmasını anlamlandıra bilirsiniz, imkanınız olursa onara bilirsiniz de; gücünüze gitse de, içinizde meydana gelen derin boşluk asla doldurulamaz.
Ben uzaktan bu şehre bakarken, aslında içime bakıyorum eğilerek.
...
Devamını oku »
Feryadım göklerde sanki çağlıyor
Gözlerim bulutlu istanbul gibi
Bu akşam bu şehir bana ağlıyor
...
Devamını oku »
Her neyi sorarsan insanda mevcut
Sır-ı kâinata Hakk’la açıldım
Her neyi yorarsan insanda mevcut
Alemin varlığı nokta-i amada
...
Devamını oku »
Yüreğin gelir gider, sahile vuran dalgalar, önce sular, sonra da susuzluğa boğar seni.
Ömrün, başkasının seni kalbinde hissettiği kadardır.
Onun ömrü de, senin kalbinde olduğu sürecedir.
Ne gitmekle, gitmiş olursun, ne de kalsan oralısın dır.
Kederler, hep uzak durmalara yazılmıştır, yakın kıymeti biliriz gibi.
...
Devamını oku »
Gölgesinde Elaziz’i barındıran
Toprağında medeniyetler saklayan
Erenler diyarı Yuharı Şehre…
Selam söle…
...
Devamını oku »
Tutuşmaya hazırdı ilk görünüşte çelişen bakışlar,
Zamanın gölgesinde yeşermeye alışamadan göçüp giden bir bedenindi ardındaki tek yakını.
Solgunlaşan dudaklarında sözleri kısa zelzelelere sebep oldurduğu vakit atıvermişti fani bebeni koca şehre,
Karanlık sokaklardı onun ruhunun derinliklerinin yegâne yansıması,
Sessizliğin ürpertici coşkusuyla yılgınlaşan donuk kaldırımların birinde yolları kesişmişti.
...
Devamını oku »