Gönül hanemde...
Artçılar için önlem alıp sarsılmadı kimse benden hariç.
Azrail peşin sıra takip eyledi beni günlerce,saatlerce,
Toprağın altına girdi deve kuşu misali insanlık ölen olmadı bende hariç,
Bilemedim ki bu dünya da bir benmiyim Garip,
...
Devamını oku »
Bir kentin gürültüsü çekilirken gecenin en kuytu limanına, aklımın kıvrımlarında yankılanan tek bir harf bile yok. Oysa kaç şair harcadı ömrünü bir dize uğruna, kaç mürekkep damladı yalnızlığın soğuk mermerine… Oysa ben, mürekkebin lekelemediği o lekesiz anı, senin o susuşlarında buldum. Ne bir divan şairinin ağdalı gazelindedir hakikat, ne de sokak aralarında çığlık atan o serbest vezinde. Hakikat, senin dudaklarının birleştiği o tekinsiz çizgide, hiç söylenmemiş, söylenmesi asla mümkün olmayan o derin sessizliğin tam kalbinde.
Ben sende kalan o derin sessizliği, yazılmamış bütün şiirlere tercih ederim. Çünkü yazılan her şiir bir eksiltmedir duygudan, kelimeler ki birer dar elbise, birer dar kalıp… Sırtına geçirildiğinde hissin, onu daraltan, onu incilten birer pranga. Sen sustun mu, gökyüzü genişler içimde, sussan; asırlar devrilir gözlerinin kuytusunda. Bir kahve buğusu yükselir masadan, ahşap kokar zaman; sonsuzluk, iki kirpiğinin arasındaki o dar patikada adım adım, sessizce yürünür. Hangi üstat sığdırabildi ki bir mısraya gözlerindeki o kelimesiz çölü? Hangi parşömen taşıyabilir, sessizce bakışındaki o ağır, o sarsıcı hükmü?
Bırak, heceler kırılsın düştüğü yerde, lügatler utansın kendi yetersizliğinden. Şiir dediğin, söylenmeyenin bıraktığı o muazzam izdir; şiir dediğin, senin sessizliğinin ta kendisidir. Kapatıyorum bütün kitapların sararmış sayfalarını, söndürüyorum masadaki o tek mumun titrek ışığını. Şimdi ne hece ölçüsü ararım ne de kusursuz bir kafiye; senin o derin sükûtun ki dünyanın en güzel, en dokunulmamış, ve asla yazılamayacak olan tek şiiridir.
...
Devamını oku »