Bir yabancı yerleşmiş sanki gözlerine,
Bir mezar sessizliği çökmüş bakışlarına,
Bakıyorsun ama sanki içimden geçip gidiyorsun.
Dokunduğun her anı, Kefen biçiyor gözlerin.
Eskiden bir bakışınla can bulan bu ruh,
...
Devamını oku »
Bu bir infazdır; içimdeki seni kustukça hafifledim, azaldıkça kendime geldim.
Seni sevmek, kendi üzerine basıp geçmekmiş meğer;
Ben seni aslında, bende seni öldürerek sevdim.
Eskiden her cümlemde adın gizliydi, bir zehir gibi kanımda gezen.
...
Devamını oku »
Nefes alamazken, bir de bu kanser düştü kanıma.
Söyle, ne gerek vardı bu sonu gelmez azaba?
Ruhum zaten enkazdı, şimdi bedenim de mi kurban bu hesaba?
Hasretin bir ur gibi büyürken sol yanımda,
...
Devamını oku »
ışıklarını tek tek söndürdü
“ne aydınlık bir karanlık!”
yürü!
...
Devamını oku »
Teninde doğmayan şems-i aşka bile gurûbu kılar harâm,
ey nâdîde ilhâm.....
Ne bir ses ister bu hâl, ne şikâyet ne kelâm,
Zîrâ sükûtun adıdır bende en sâdık makâm.
...
Devamını oku »
Zalimlik bir kere o kanlı tahta oturup mührünü basınca, birinin sahte şatafatı binlerce masumun çığlığı ve yıkımı üzerine bir utanç abidesi gibi yükseldi; o mazlum gözyaşları toprağa aktıkça yeryüzünden onur çekildi, paylaşmanın o mukaddes tadı yerini irin dolu bir nefrete bıraktı. Tadı bozulan bu hayatın içinde insan insana artık sadece bir kurban, sadece basılıp geçilecek bir ceset gibi bakmaya cüret etti; bu arsızlık öyle bir raddeye geldi ki, sen ilk defa ruhunun orta yerinden ikiye bölündüğünü ve bu alçak yükü artık bir saniye bile taşımayacağını anladın.
Sen hala insanlık onurunu korumanın, bir canı incitmemenin davasını güderken, onlar insanlıktan çıkmanın ve yok etmenin o iğrenç yarışında birbirinin gırtlağına çöktüler; bu leş yarışın sonunda kimse bir şey kazanmadı ama insanlık adına kutsal olan ne varsa hepsi tek tek çiğnenip tükürüldü. En başta o mukaddes güvenimiz, o çocuksu safiyetimiz ve helale sığınan kanaatimiz birer kağıt gibi yakılıp külleri bu kokuşmuş havaya savruldu; o safiyet gidince meydan sadece kalleşlere, hırsızlara ve hırsın o zifiri, o boğucu karanlığına kaldı.
O karanlık şimdi bir kefen gibi hepimizin üzerine çökmüşken, sen son bir nefretle "neden bu kadar alçaldılar" diye haykırıyorsun; haykırıyorsun çünkü senin kalbin hala bir sızıyı hissedecek kadar canlıyken, karşındakiler bir yetimin son lokmasına göz dikecek kadar aşağılık bir çukura mahkum olmuş durumdalar. Yorulmakta değil, bu kokuşmuş düzene sırtını dönmekte haklısın; çünkü dünya artık yaşayanların yurdu değil, kendi saadetini başkasının cehennemi üzerine kuran, ruhu çürümüş leşlerin hüküm sürdüğü koca bir mezbahadır ve bu mezbahada insan kalmaya çalışmak, artık en büyük ızdıraptır.
...
Devamını oku »
Bu, sana yazdığım ilk ve son mektup
Ne ellerim dokunur kelimelere,
Ne de sen duyarsın içimdeki büyük sarsıntıyı.
...
Devamını oku »
Şiir susmamı istedi.
Bildim, kelimelerin huzuru içindi.
Ruhumdan kaçamazdım,
lakin dışında kaldım kendimin.
Haklıydı şiir.
...
Devamını oku »
mesafeler diz çöktü duvarların önünde.
Zamanın omurgası kırıldı —
yer, yerliğinden utanıp geri çekildi.
Göğü katlayıp cebime koydum,
...
Devamını oku »
Hiçbir zaman dinlemedin anlatmaya fırsat vermedin
Kendi inandığın gibi davrandın perişan ettin
Bir kere dinlesen anlasan hak versen ne olur a zalim
...
Devamını oku »