Şairlerin yalan söylemek için ehliyetleri vardır. plıny
Deniz🌿
Deniz🌿

YABANCI

Yorum

YABANCI

( 4 kişi )

1

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

66

Okunma

YABANCI

YABANCI

Bazen, evindeyken kendini yabancı hissedebildiği gibi, misafir olduğu yerde de evinde hissedebilir insan, mümkündür…

Hislere düşüncelerden daha çok güvenmek gerekir, onlar gerçeği daha erken tanır çünkü.

Elmira,ikinci kez geldiği bu ülkede kendini nedense pek deyabancı hissetmiyordu. İçindeki yabancılaşma duygusuyla örtüştüğü içindi belki…

Bir kitapçının önündeydi,Konstanz’da…İlk geldiğinde ayrıntılarına hiç dikkat etmediği ,bir sınır kentinde…Birkaç ay kalmak için gelmişti bu kez ,daha az yabancı hissetmek için Almanca öğrenmek iyi gelebilir diye düşündü.Her yerde bir misafir gibiydi, yaşadığı şehirde,evinde,bedeninde…Hayata yerleşir gibi değil de, ilişir gibi konumlanmıştı.

Konstanz’ daki otantik kitapçıya girdiğinde o tanıdık kitap kokusu karşıladı onu. Bütün raf, masa ve sandalyelerin ahşap oluşu içini ısıttı. Basit düzey bir öykü kitabı almak için kitapçıya gelmişti, önce zihni , sonra bedeni gevşedi. Elleri raflarda rastgele dolaşırken duydu onun sesini ilk kez. Hayattaki kırılma noktaları hep sonradan fark edilirdi.Elmira da fark edemedi ilk anda ,sıradan bir anın içinde gizlediklerini.

“Merhaba”, dedi Alex .Elmira’ nın hayatına yumuşak bir giriş yaptı, elindeki gramer kitabını görünce İngilizce devam etti. Onun şaşkınlığına ve ürkekliğine aldırmadan devam etti ,yardım etmek istiyordu. Kısa sorular sordu Elmira’ya ama daha çok kendine dair konuştu.

Birden bire karşısına çıkan bu yabancıya nasıl davranacağını bilemedi Elmira. Adam ona “Elvira” diyordu, düzeltmedi onu. Belli ki, adının bu ülkedeki versiyonu daha kolay geliyordu ona. Sesinden yansıyan şefkat ve sevgi kapasitesini tanımadan gördü Elmira.

Alex,kendini tanıtan birkaç cümlenin ardından telefon numarasını verdi kentine gelenbu yabancı naif kadına.Bunun bir “date” olmadığını söyledi.kayıtsız kalamadığı bu yabancıyanedensiz bir çekim hissetti Alex.

Elmira şaşırdı,nasıl da teklifsiz, rahat tavırlı biri ,diye düşündü. Temkinli, tutuk karakterine rağmen,bir şeyler ona da tanıdık gelmişti ,direnemedi ,kalbinin ritmine uydu bu kez.
Çünkü sesini dinlediği mantığın onu getirdiği yer, hazin bir tükenişin yol ayrımıydı.Kaybedecek bir şey yoktu.

Dört ülkeye açılan bir sınır kentinde… Sayısız ihtimallere açık kararların sınırında… Sınırında cennetin ve cehennemin, bekledi Elmira. Eşikte duran kadınlardandı, küçük bir rüzgar yeterdi yön değiştirmesine. Mutsuzluk insanları bazen bir ömür sınırda yaşatırdı.

Alex,o gün yine Elmira’ya doğup büyüdüğü bu kadim şehri, Konstanz’ı anlatıyordu.Bodensee Gölü’nün kıyısında batan güneşe karşı sessizce oturdular. Yaklaşık bir ay olmuştu tanışalı.Dil sorunu yaşamıyorlardı hayır.Çünkü dil, zaten sorunun kendisiydi,bütünlüğü bölen ayraçtı,gereksizdi yani. Kalbin dilinde sözcüklere ihtiyaç yoktu…

Topraktan yayılan kesif yağmur kokusu ve ekmek tanelerini yiyen serçeler… Ağlamaya başladı Elmira, yetersiz İngilizcesi, ondan daha da beter Almancasıyla anlatamayınca hislerini, anadilinde devam etti… Hiç Türkçe bilmeyen Alex’e geçti çırpınma sırası bu kez.
Alex, gözlerini Elmira’dan ayırmıyor, sesinden, duruşundan, mimiklerinden medet umuyordu, ama beden dili bir yere kadardı. Bu Ortadoğulu kadınların çekingenliği, küçük bir kız gibi dışa kapalı ve saf oluşu onu hep şaşırtmıştı.Alışık olmadığı,anlayamadığı bir katılık,hayatın akışını sürçen bir kontrolcülüğü vardı Elmira’nıntavırlarında. Yaşam enerjisi dondurulmuş gibiydi.

-Sinirlerim çok bozuk, dedi Elmira. Kendimi hiç yaşamamış gibi hissediyorum. Sanki diğer insanlar yaşıyor, ben de onları izliyorum. Allah’ın beni yaratmakla neyi kastettiğini bile bilmiyorum, dedi.
Durdu, rüzgarda yüzüne savrulan saçlarını düzeltti.

-Anlamsız,tatsız -tuzsuz bir hayatı sürükleyip durdum yıllarca… Ama artık gücüm kalmadı, derken gözlerinden inen sağanak istemsizce hızlandı.Ağlamak çözüm değilse de, içinde biriken kedere yol vermek demekti… Özgür hissetti. Otobüste tesadüfen karşılaştığı ve bir daha da görmeyeceğini düşündüğü birine anlatır gibi döktüiçindekileri .

Alex telaşlandı, belli ki taşıyamadığı bir şeyleri anlatıyor diye düşündü. Gözlerine, sesineodaklandı ,olmadı, anlamıyordu .Çaresizliğin yarattığı öfkeyle ,dişlerinin arasından tane tane döküldü sözcükler…
-Ich verstehe dich nicht!
Ama Elmira tam da bu yüzden anlatıyordu her şeyi rahatça. Gülümsedi,”biliyorum” ,dedi.Almancanın sert bir fonetiği olduğunu düşündü , en yumuşak duygulara biledokusunu kaybettiriyordu sanki…

Alex, çelik mavisi gözlerini Elmira’ya dikti,bir süre düşündü. Elmira da hayatındaki çelik mavisi göz popülasyonuna anlam vermeye çalıştı ona bakarken.Alex çeviri yardımı almak için telefonunu Elmira’yayaklaştırdı.

Elmira, telefonu eliyle usulca itti,” hayır” dedi, ”şimdi değil… Keine jetzt!”
Alex onu düzeltti bezgince ;“Nich tjetzt…”

Elmira’yı gülümsetmeyi hep başarıyordu bu sarışın koca yürekli adam.Yanında kendini güvende ve anlaşılmış hissetti, hatta hiç bu kadar iyi anlaşılmadığını düşündü, ağlamaya başladı, katarsis…

Alex dayanamadı, elini tuttu Elmira’nın, yaralarını sağaltmak istedi.Elmira, kendi hüznünün içinde kaybolmuşken bu teması gereği gibi hissedemedi, ama yine de izin verdi.
Alex,hüzünlü bir sesle bir şeyler söyledi,Elmira’nın boş bakışlarıyla karşılaştığında ortak bir kanal aradı ,İngilizce sormayı denedi.Elmira anladı, gülümseyip sarılmasına izin verdi.

Alex için bu tutuk, tuhaf hallere anlam yüklemek çok zordu. Ne yaşıyordu ,ne taşıyordu bu yorgun yürek böyle? Hem anlaşılmak istiyor, hem bin tane bariyer koyuyordu araya… Bir insanın karakterini örüntüleyen motifleri düşündü, farklı coğrafyaların otomatik yüklediği kaderi…Ona acıdı, farklı yaraları taşıyan suretini gördü onda. Gözlerindeki uçurumu fark etti.Bir ömür nasıl saklamıştı bunca yokluğu orada?

Alex,elinden tutup iskeleye götürdü Elmira’yı. Yasemin kokan kumral saçlarında gezindi elleri. Sevginin bütün imkanlarını zorluyordu. Dinledi onu, çözemese de söz kılıfında duran anlamları, yine de biriktirdi kalbinde.Ona dair hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyordu.Bütün tavırlarını ezberlemişti onun ; hüzünlü bakışlarını, konuşurken huzursuzca parmaklarını saçlarına dolayışını, mesafeli gülüşünü…

-Kal burada, dedi Elmira’ya. Bendeki yerin misafirliğe sığmayacak kadar büyüdü kalbimde. Bırakacağın boşluğu taşımak mümkün olmayacak, bilmesen de…
Güçsüz görünmek zor geldiği için, Elmira’nın bunları anlamamasına sevindi ilk kez, çevirmedi cümlelerini Alex.
Sonra ani bir kararla “gel” ,dedi ve gittiler nereye olduğunu bilmedikleri bir gidişle.

Alex,arabada gülümseyerek bir şeyler anlatıyordu, Elmira da bu tuhaf duruma kendi kendine gülüyordu. Sinirleri bozulmuştu. Ne arıyordu bu yabancı yerde ruhunun çok iyi tanıdığı bu yabancıyla nereye gittiğini bile bilmediği bir yolda…Boşlukta savrulan şifresini çözemediği sözcükler arasında ?

Elmira,dalgın ama huzurlu bakışlarını kayıp giden yol manzarasına çevirdi.İlk defa zihninden değil, kalbinden icazet aldı, onun yönetilemez tercihlerine güvendi.

Alex’in dairesine geldiklerinde hiç tedirgin olmadı Elmira. Boydan boya camla kalanmış duvardan şehrin gece manzarasını seyretti.İkinci dünya savaşından bile hiç hasar almadan çıkmış bu tarihi şehri kutladı içinden.Yenik düştüğü, hasar aldığı kendi iç savaşlarını hızlıca gözden geçirdi. Canı yandı.Ama saklanmadı, kendinden kaçmadı.Yüzleşmek,kişisel tarihini baştan yazabilme imkanı demekti.
Üstüne dar gelen bütün alt kimlikleri ,yağmurda ıslanmış lacivert elbisesiyle birlikte katman katman soyunmaya karar verdi. Seçemediklerini ardından sürüklemek gereksizdi.

Alex’in bakışlarından yayılan sıcaklıkla karşılaştı arkasını döndüğünde Elmira. Sevginin çözemediği hiçbir düğüm olmadığını düşündü.
Başka ortak sözcük bulamayınca ” Elvira” diye seslendi Alex ve elindeki çayı uzattı ona.Elmira fincanı masaya bıraktı. Ve bu güzel yüreğin frekansına, hayatın akışına bıraktı kendini. Her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi.Bu anda ne biten evliliğini düşündü,ne geride kalan işini,evini düşündü,ne de misafirliğini… İnsan kendini nerede iyi hissederse kalbi oraya aitti, artık misafir değildi.

Alex sarıldı Elmira’ya,saçlarının yasemin kokusunu içine çekti.Sonunda ortak bir dil bulmanın tadını çıkardı.Bütün kimlikleri üzerinizden çıkardığınızda geriye kalan, nasılsa herkese yeterdi…

Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Yabancı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yabancı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YABANCI yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
mesakin
mesakin, @mesakin
14.9.2026 00:52:09
5 puan verdi
Güzel,anlamlı bir çalışma olmuş tebrik ederim başarılar dilerim selam ve saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL