Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller

Biri var Şiirleri

Aşağıda 1,500,000'dan fazla şiir başlıkları arasından "Biri var" terimini içeren şiirler listelenmektedir. Biri var ile ilgili şiirler "kayıt tarihine" göre listelenmektedir. Şiirlerin "Biri var" ile ilgili alakalı olup olmadıkları sistem tarafından otomatik belirlenip içinde aradığından konu dışı bazı şiirler listelenebilir. Biri var ile ilgili " 444 " şiir aşağıdadır.
Daha,benim bile kendini tanımadığım biri var gönlümde.
Her gece düşlerimde ,ve ömrümün içinde..
Biri var gözlerimden akan biri var...!!!
Daha ,benim bile yüzünü görmediğim biri var kalbimde...!!
Biri var içimde nara atan biri var.....!!

...
Devamını oku »


Bir iklim telaffuz ediyorum
İkilemde kalmak dediğin ne ki?

...
Devamını oku »
Benim gibi halä isim çoğunun
Benim gibi hâlâ esim çoğunun
Mazide sevdiği birisi vardır

Benim gibi hâlâ canı çoğunun

...
Devamını oku »
Senin için deli düştüm yollara
Yar gelecekmiş bana oy canıma
Sarılacaktım ince o boynuna
Durdum baktım biri vardı yanında

...
Devamını oku »
Cânandan daha özge, 'canım' desem, yeri var.
Bir bakışla gönlümü kendine mülk eyleyen
Elâsı sevdâ dolu, hâreli gözleri var...

Güz bahçemde açılmış pembe bir gül goncası,

...
Devamını oku »
Anlayan var ise yapsın bir yorum
Bir türlü içinden çıkamıyorum
Kimseyle konuşmak istemiyorum
Çok tuhaf birine ihtiyacım var.

...
Devamını oku »
gözlerim hüzünlü uzaga daldı bakar
gittiyim yollar çıkmaza sokağa çıkar
hedefimi şaşırtan birileri var

varmı göster karanlıgın ardı ötesi

...
Devamını oku »
Orada biri mi vardı,
Kar çiseliyordu,
Dalların göz ucundan kıyılara,
Puslar indi.
Uzun bir yolculuğa çıkılmalı,

...
Devamını oku »
Evet aynen böyleydi. Onun hareketlenmesiyle beraber ben de yanına sokulur o gün neler yapacağını sorardım. Sorum hiç değişmezdi aldığım cevapta aramaya gidiyorum derdi o kadar ne ben üstelerdim ne de o daha fazla detay verirdi ama ikimiz de ne aradığını biliyorduk. Bir keresinde ağzından kaçırmıştı ve hemen arkasından kimsenin bilmesini istemediğini söylemeyi ihmal etmemişti. O gün orada kimsenin bunu bilmeyeceğine söz vermiştim. Günün birinde yaşantımız el verir de bulursa mutlaka anlatacağına söz vermişti o da. Onun için üstelememin bir anlamı yoktu. Başka yerlerde arayıp ta bulamadığı huzuru burada yakalamış bozulmaması için kendini doğaya vermişti. Onun için varsa yoksa doğaydı aslolan gerisi anlatılması uzun ve zor bir hikaye ve bu uzun ve zor hikâyenin konuşulması tekrar hatırlanması dahası sırrının ortalıkta dolaşması ona eziyet verdiği için konuşmak istemediğini söylemişti. Tam olarak ne olduğunu anlamasamda konuşurken zorlanmasından konuşmayı sevmediğine yoruyor onun için o konuşursa eşlik ediyor sustukça ben de susuyordum. Çubuğunu sallayıp giderken arkasından baka kalmalarımdan biriydi bugünkü de her zaman kullandığı dar patika yolu kullanarak ormanın derinliklerinde kayboldu. Kendimi arkasından bakakalmış bir vaziyette yakaladım daha önce olmayan bir ruh haliyle ne bir veda vardı gidişinde ne de tekrar görüşeceğimize dair bir söz yüreğindeki berraklık yüzündeki masumiyete yansımış bir halde onu son görüşüm olduğunu bilemeden güle güle dedim. Bu onunla son konuşmam olmuştu ve de yaşarken son görüşüm gittikten yaklaşık bir saat sonra ormanın derinliklerinden gelen ve yüksek kayalıklarda yankılandıkça çoğalan silah sesleriyle irkildim. O anda yüreğimin derinliklerinde bir sızı hissettim ama hiçbir şeye yoramadım silah seslerine karışan insan sesleriyle birlikte o güne kadar olmamış bir gürültüyle beraber köyden koşarak gelen insan kalabalığının peşine düşerek onlarla birlikte ormana daldım. Patika dar olduğu için kim nereden gidebiliyorsa herkes bir an önce oraya varmak için yol alabildikleri her yerden varmaya çalışıyordu sanki ne olduğunu bilen ama söylemeyen tek bir insanmış gibiydi yüzleri. Oraya onun olduğu yere daha doğrusu cansız bedeninin yattığı yere vardığımızda orada bir takım üniformalı kişilerin bir an önce alınmasını ister gibi etrafinı boşaltmış boğazına kadar örtmüşlerdi onu yüzü açıkta öylece tebessümle donakalmıştı. Onu yerden almaya çalışan herkesin yüzündeki o sert ifade inanılır gibi değildi sanki herkes onun yüzünü maske yapıp takmıştı ama eksik bir şey vardı. Hiçbirimizde onun yüreğindeki berraklığın yansıması yoktu. Ne olursa olsun bir başkası olamıyor benzemeye çalışsak ta beceremiyorduk. İşte o an anladım şimdiye kadar yaşamadığımı ama artık geri getirmenin de mümkün olmadığını bilmenin pişmanlığıyla ayrıldım ordan kendimden kocaman bir parça bırakarak orda yatan berrak yüreğe veda etmeden çünkü artık istesem dahi onunla vedalaşamayacağımı biliyordum çok kısa zamanda çok şey öğrendim ondan ama en önemlisi değerin ne olduğunu bir insanın nasıl değerli olabildiğini ve onu koruduğunu geriye kalan herşeyin aslında bir yanılsamadan başka birşey olmadığını yüzündeki o tebessümden. Yerde yatan cansız bedenine bakarken onun mu ölü yoksa ayakta duran ama ölü olan bizler miydik sorusunun cevapsızlığı. Sorunun cevabı belki garip gelecek ama aslında ölü olan bizdik bilinmeze giderken dahi yüzündeki ifadeyle bize gülümsememiz gerektiğini öğretmeye çalışıyordu sanki ama biz bunu ne kadar anlayabiliyorduk sorun buradaydı işte. Gerçek olan şuydu ki yüzümüze taktığımız maskelerle yüreğimizdeki bencilliğimizi saklıyorduk ve o yüreklerdeki bencillik ancak ve ancak gerçekten insan olanlarda veya olmayı başarabilenlerde yoktu. Zaten yok denecek kadar az olan onlardan birini orada bırakarak ayrıldım ordan. Bir süre sonra kaldığımız yerden devam edecektik bencilliğimize bunu biliyordum çünkü ben de onlardan farksızdım belki de onlardan daha kötüsü her şeyin farkında olup onlar gibi olmaktı. O pişmanlıkla onu orada bırakıp o göletin başına gelip onun oturduğu yere oturup kimseciklerin oraya gelmeyeceğini düşünerek orada yalnız kalmak istedim. Öyle de oldu hiç kimse gelmedi orada oturup onu düşündüm. Düşüncelerimden sıyrıldığımda ay şavkıyordu suda sesssiz karanlıktı ortasında yüzü vardı şavkında suyun
aydınlatatıyordu karanlığını gecenin gökte ay yerde o vardı. Yarım kalmış bir düştü koynunda örülmüş gecenin şafağına varmazdan evvel gökte ay yerde o vardı istemeye istemeye kalkıp eve doğru yürüdüm. O gece ve ondan sonraki
bir çok gecenin en karanlık anlarında yasaklanmış çalgılardan gelen yasaklı ezgiler eşliğinde yıldızlara bakar ona benzeyen en parlak yıldızı arar nihayet sabaha yakın bir saatte görebildiğim en parlak yıldıza nakşederdim tebessümlü yüzünü . Başkasına benzemezliğini kendine has duruşunu tüm olumsuzluklara rağmen gülümseyebilmesini ve insanca yaşam için dinmeyen direnciyle eşsizliğini işlerdim. Gecenin koynunda yolunu kaybetmişlerin yollarını aydınlatsın diye ilmik ilmik örerdim düşlerimi yüzüne bakarken yarınlara umut diye beslediğim maskemi takmamak üzere indirdiğim gecelerdi onlar. En çok mutlu olduğum zamanların başlamasına vesile olmuştu o düşler ve onun sayesinde inen kocaman bir maskeydi yüzümden düşüp paramparça olan.

...
Devamını oku »
Cânandan daha özge, 'canım' desem, yeri var.
Bir bakışla gönlümü kendine mülk eyleyen
Elâsı sevdâ dolu, hâreli gözleri var...

Güz bahçemde açılmış pembe bir gül goncası,

...
Devamını oku »

İlk 8 9 10 11 12 13 14 15 16 Son
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL